<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586</id><updated>2012-02-02T05:49:21.732+02:00</updated><category term='zil'/><title type='text'>o</title><subtitle type='html'>Yapraklara üzülen yaşlı bir adamın onları ufalayarak kavanozlara doldurması ve üzerlerine ılık su ilave ederek dinlenmeye bırakması ve akşam güneşinde kurutarak lastik terlik altında pestilini çıkarması ve baharda tekrar dallarına, fıstık çamı reçinesi marifetiyle takması üzerine bir sayıklama.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>94</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-951865923633856565</id><published>2012-01-28T17:08:00.001+02:00</published><updated>2012-01-28T17:08:42.025+02:00</updated><title type='text'>son mektup</title><content type='html'>Akşamı beklerken öldürdüğüm güne yanmazmıyım mı hiç? Okunmuş da yarın bırakılmış kitaplar ve kemirilip çöpe atılmış bir sandviçin yanındaki biralar asla ısınmaya fırsat bulamıyor, sigara ise taze taze tüketiliyor. Gidilmeyecek  davete, istenmiyor, tavır yapacaklar “söz verdin de gelmedin diye”, e nolmuş, kessinler faturayı öderiz. Hava kararmaya başladı şimdi, kar beyazı olmasaydı kararmıştı bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzurluyum, hiçbir korkum yok hatta içim sevgi dolu, kızgınlığım ve kırgınlığım da yok artık. Sadece yorgunluk var biraz, onu da olağan görüyorum, bunca şey! Sonrası iyi olacak sanki, aslında hiçbir fikrim yok ama öyle bir his var içimde işte, son durağa gelmiş otobüs gibi, artık inebilirim (hiç sevmedim otobüs seyhatlerini).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev biraz kirli mi ne? Benden sonrakilere çok iş çıkacak, bir sürü uğraş, kağıt kürek işleri falan. Üzgünüm bu yüzden, elimden geldiğince derleyip topladım ortalığı ama temizlikle ilgili hep bir sorunum oldu zaten. Kişisel bakımımı yaptım gibi, belki biraz koltuk altı kılı, az bir sakal var, temizim, duşumu sabah almıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman çabuk geçiyor, saatler umurumda değil elbet. İnsanın beli bir masada oturmuş yazı yazarken ne kadar sürede ağrır ki? Bunun bir cevabı yoktur ama zaman geçtike ağrır işte, ağrıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 biram kalmış olmalı, bu bitmek üzere, iyi bari.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitireyim artık bu yazıyı, 4 biranın tamamını bitiremeyeceğim nasılsa, baksanıza gün battı batacak, zaman çabuk geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son biramı içeride içeceğim, ama önce bunu bloguma eklemem gerek, burada kalırsa olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çoğunuzu sevdim geçekten, tüm samimiyetimle, birçoğunuzdan ise tiksindim. Bazılarınız çok yordu beni, benim takıntım bu napayım: yorgunluk, bazılarınız ömür kattı, sağolun. Sevgi ne güzel şeymiş gerçekten, aptal şarkılarda söylüyorlar diye bir ara gözardı edecektim neredeyse, iyi ki etmemişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinize iyi bakın demeyi hep saçma buldum, ne anlama geldiğini de hala tam olarak anladığımı düşünmüyorum. Ama siz kendiniz olun, hep böyle de kalmayın, değişmek iyi gelir, yağmurdan önce’de rahibin dediği gibi “çember ise yuvarlak değildir”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalın sağlıcakla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-951865923633856565?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/951865923633856565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=951865923633856565' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/951865923633856565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/951865923633856565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2012/01/son-mektup.html' title='son mektup'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-835035440282012155</id><published>2010-10-25T00:18:00.002+03:00</published><updated>2010-10-25T00:21:36.455+03:00</updated><title type='text'>atelofobik tıkanıklıklar</title><content type='html'>Mükemmel olmaya çalışmakla, mükemmel olamamaktan korkmak arasındaki fark kendini iş görmekte ifşa ediyor ama öyle çok da fazla birşey beklenmemesi gereken bir fark bu, zira herşeye rağmen çok yakın iki durum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“işi bitirmekten korkmak” ile “kaytarma” arasındaki ince çizgide olduğu gibi biri her durumda eleştirel yaklaşarak süreci sonsuz bir yeniden başlatan bir döngüye girerken diğeri yine sonsuz bir erteleme döngüsüne sığınır. Erteleme dürtüsü ve bunu sonsuza kadar yapabilme kararlılığı her ikisinde de olmasına karşın ilki bir yap-boz uğraşı diğeri sürekli çevresinde dolanma hali gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesaret ve özgüven eksikliği mükemmeli arayışın temel dürtülerinden biridir ve “yaşam, insanların bastıramadıkları daha iyiye ulaşma arzuları yüzünden hep yeterince kötü olacaktır” diyen Gorki’de olduğu gibi bu arayış mutlulukla sonuçlanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göründüğün şeye sürekli ve etkin biçimde müdahale edememek ürperti veriyor. Basit makyaj hileleriyle kapatılan morluklar, ekimozlar, solmuşluklar bir sabah ani bir gelişmeyle seni tufaya düşürünce tüm...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-835035440282012155?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/835035440282012155/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=835035440282012155' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/835035440282012155'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/835035440282012155'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2010/10/atelofobik-tkanklklar.html' title='atelofobik tıkanıklıklar'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-1887409820468704288</id><published>2010-10-23T21:35:00.001+03:00</published><updated>2010-10-23T21:37:15.465+03:00</updated><title type='text'>üstüne git</title><content type='html'>Ne kadar haklı bir öfkeniz dahi olsa taş atarken karşıdakinin yaralanmasından korkarsınız, bu vicdandır herhalde. Bu fırlatışta kol hedefe kilitlidir, istenen bölgeye isabet, taşın hızı ve menzilinden daha fazla önem kazanır, gayemiz elbette ki karşıdakini öldürmek değildir. Zırhlı, koruganlı bir polis ordusuna doğru fırlatılan taş için bu tehlike yoktur, kol daha kararlı ve güçlüdür, taşın sürati olabildiğince arttırılabilir, hedef geniş ve koruganlı olduğu için isabet geri plandadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sapanlı atışlarda uzmanlaşmak gerekir. Davut sapanı gücünü salınımdan alırken lastikli sapanlar nispeten küçük taş ya da bilyelerin atışı için daha uygundur. Davut sapanları çevrilerek fırlatılan, kola göre daha yüksek enerji ürettiği için daha uzun menzili atışlar için idealdir ancak öğrenilmesi oldukça deneyime tabidir, en yüksek teknik isteyen atışlardan birisidir. Lastikli sapanlarda da eğitimli ve idmanlı olmak şarttır. İdeal lastikli sapanlarda lastik bir buçuk kol boyuna kadar esnediğinde azami gerilimini elde eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Molotof daha teknik bir atış gerektirir, öncelikle şişenin kafasındaki çaputun iyice alev aldığından emin olmak ve çok fazla bekletmeden elden çıkarmak gerekir. Şişenin daha büyük bir araç olması taşta olduğu gibi üç parmak atışını imkansız kılar, şişe tamamen avuçtan çıkarılmalıdır. Taş için saydığım fırlatma tedirginliği molotofta farklıdır. Koruganlı ve zırhlı polislere karşı aralarına kadar ulaşabilecek bir hız ve isabet bu kez gereklidir. Fakat korugansızlara karşı molotofun, onların az önlerinde, hemen ayaklarının 3-5 metre ötesinde patlayacak şekilde atılması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kentlerde öyle fazlaca el altında bulamayacağınız toprak ya da kum hatta daha pratik hali olan çamurun fırlatılışı oldukça rastgeledir ancak karşıdakini şaşırtmak hatta görüş alanını tamamen kapatarak kaçmak için idealdir. Hafifliği ve havada dağılma eğilimi göstermesi nedeniyle yakın mesafelerde etkilidir. Saldırı amacıyla kullanımı için Zapatist köylülerin Chiapas’taki askeri üs işgaline bakmak gereklidir ancak savunma amaçlı kullanımı daha etkin sonuçlar verecektir. Ayrıca hasmınızın suratında çamur lekeleri görmenin vereceği cesaretin de bu malzemenin artı hanesine yazılması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçek atmak da denenmiştir ancak bu durumda çiçeklere yazık olacağını düşünmeden etmek zordur, çiçek dalında daha güzeldir, taş havada da ağırdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-1887409820468704288?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/1887409820468704288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=1887409820468704288' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1887409820468704288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1887409820468704288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2010/10/ustune-git.html' title='üstüne git'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-1453247878531135514</id><published>2010-03-20T21:40:00.007+02:00</published><updated>2010-03-30T09:18:03.684+03:00</updated><title type='text'>no</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/S7GXeI8EYDI/AAAAAAAAAkU/SvmS-gJMD28/s1600/no.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 430px; height: 260px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/S7GXeI8EYDI/AAAAAAAAAkU/SvmS-gJMD28/s400/no.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454307167773679666" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/S6UkwUkhyUI/AAAAAAAAAjE/PV42NhHpY3A/s1600-h/sil.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-1453247878531135514?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/1453247878531135514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=1453247878531135514' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1453247878531135514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1453247878531135514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2010/03/no.html' title='no'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/S7GXeI8EYDI/AAAAAAAAAkU/SvmS-gJMD28/s72-c/no.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8767627548445893822</id><published>2009-12-12T15:38:00.011+02:00</published><updated>2009-12-17T11:37:57.515+02:00</updated><title type='text'>güncellik</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;...hiçbir olay bütün süresince güncel değildir, yalnızca kısacık bir süre, başlangıçta. Milyonlarca televizyon seyircisinin açgözlülükle seyrettikleri ölen Somalili çocuklar artık ölmüyorlar mı? Ne oldular acaba? Şişmanladılar mı, yoksa zayıfladırlar mı? Somali diye bir ülke var mı hala? Dahası, hiç var olmuş muydu? Bir serabın adı olmasın sakın?&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların çağdaş dünya tarihini anlayış biçimleri, büyük bir konserde Beethoven’in yüz otuz sekiz yapıtının hepsini birbiri ardınca, durmadan, ama hepsinin yalnızca ilk sekiz ölçüsünü çalarak sunmasına benziyor. Aynı konser on yıl sonra tekrarlansaydı, her yapıttan yalnız bir nota, yani tek bir ezgi olarak sunulan yüz otuz sekiz notayı konser boyunca çalarlardı. Ve yirmi yıl sonra, bütün Beethoven müziği, sağırlığının ilk günü duyduğu o sonsuz ve çok yüksek noktaya benzeyen çok uzun ve tiz bir nota olarak özetlenebilirdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;Milan Kundera, Yavaşlık, Can yay., 2008, s.84&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SyOfrYZasOI/AAAAAAAAAi8/dLT4MBwfYb0/s1600-h/yavaslik.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 443px; height: 725px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SyOfrYZasOI/AAAAAAAAAi8/dLT4MBwfYb0/s400/yavaslik.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5414346744661717218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102); font-style: italic;"&gt;Bir roman olarak çok iyi bilinir ama, Kundera'nın "Yavaşlık"ını bir felsefi yapıt gibi okumak, alt çizip alıntı yapmak onca yılın ardından dahi engellenmesi zor bir hayranlık ve özenmenin emaresi. Baudrillard'ın ilk körfez savaşı sonrası ettiği "savaş mı, ne savaşı" lafının da fikir eşi olan yukarıdaki satırlar altını çizdiklerimin sadece bir kısmı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8767627548445893822?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8767627548445893822/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8767627548445893822' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8767627548445893822'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8767627548445893822'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/12/guncellik.html' title='güncellik'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SyOfrYZasOI/AAAAAAAAAi8/dLT4MBwfYb0/s72-c/yavaslik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-961500857309452957</id><published>2009-10-23T16:45:00.008+03:00</published><updated>2010-03-29T10:10:23.061+03:00</updated><title type='text'>başlıyorum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SuG1To86RyI/AAAAAAAAAi0/4NMSipkBngI/s1600-h/23179_651033.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 171px; height: 256px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SuG1To86RyI/AAAAAAAAAi0/4NMSipkBngI/s400/23179_651033.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395793177581602594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mükemmeliyetçilik adama yazı yazdırmaz, yazdıklarını sildirmekten başka adım arttırmaz hale gelince, internette bir iki boş gezintiden medet umulur ama genelde arkasından bilgisayar umutsuzca kapatılır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not alırdım bir zamanlar ancak birer ikişer paragraftan öte gitmezdi bunlar ve nice sonra neler birikmiş bakalım diye okuduğumda “olması gerekenler, olması gerektiği kadar” diye konuşurdum kendimle, bir kelime ekleyecek mecalim olmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine o kadar çok düşünüyorum ki, artık yazdıklarım neredeyse tamamen buna dair, tek derdim bu. Oysa bir hikaye kaleme almak için kendimle çetin bir mücadeleye giriştiğim üç günün sonunda ortaya çıkandan umutlanmıştım, yapabilirim diye düşünmeye başlamıştım. Bu denememden bu yana geçen aylar boyunca tekrar eski tutukluğuma kavuştum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gecelik, hatta birkaç saatlik yani genelde masa başından kalkmadan geçirebileceğim süre kadar yazabildiğim için oluyor bütün bunlar. Her mola ya da dönüp yazdığım kadarına bir göz atma dürtümün asıl sorunum olduğuna kanaat getirdim. Yazdıkça açılabileceğimi, fikirlerin dillendikçe olgunlaşabileceğini hissediyor olmam dışında bunu henüz disipline sokamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmak ise bu şekilde yürümüyor diye düşünürdüm ancak kısa bir süre önce farkettim ki o da yazınsal kabızlığımdan nasibini alıyor ve bir konu üzerinde saatlerce konuşabilirken başıma iki şey geliyor genelde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi, konuşurken belli bir konu üzerinde ilerlemenin, tek bir çizgi üzerinde yürümek gibi olamaması beni yakalıyor. Engellenemez bir şekilde konular her zaman konuları açıyor ve buradan başlayan sohbet, orada bitiyor. Tartışma durumunda ise durum daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor çünkü argümanını destekleyecek örneklemeler ve açılımlar yaparak iddiayı güçlendirme ihtiyacı, konuyu iyice dağıtıyor ki bunun çözümü de aslında olanaksız bir yerde, tartışılan tarafın dakikalarca susmasında ve konuşmanın bir monoloğa dönüşerek bir noktada konunun toparlanabileceğini umarak beklemesinde gizli, yani dediğim gibi bu olanaksız hatta saçma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi ise, bir konu etrafında uzun uzadıya, örnekli, açıklamalı bir konuşma karşıdakini esir alarak etkisiz kılıyor ki bu etkisizlik senin konuşmanı da etkisiz kılıyor zira konuşmanın en az iki tarafı olmak zorunda. Kendi kendini imkansızlayan bir döngü yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle şimdi burada oturmuş bunları yazarken, karşımda sanki biri varmış gibi yazabilmem de olanaklı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar mükemmeliyetçilikten dem vursam da öyle olduğumu sanmıyorum, olanla ölene çare olmadığına inanırım ben. Kabulenmek bazı durumlarda önüne bakmak için gerekli hele ki moral bozukluğundan muzdaripseniz gerçekten elzem, eyleyememek insanda derin bir sıkıntıya yol açıyor, yakından bilirim. İşte bu noktda ben de bu kabızlık ve yazamama derdimi kabul ederek devam etmenin yollarını bulmalıyım, saptamalar ve tarifler başka türlü hiçbir işime yaramayacak, ortada bir saptama varsa ve kulak vermeyeceksek ne işe yarar ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece işe koyuldum, üç paket sigara, kül tablam, çakmağım, bir şişe viski (çok dikkatli tüketilecek, uyumak istemiyorum), su ısıtıcısı, 5 litrelik pet şişe suyu, bardağım, kahve kavanozum, peksimetler, kuru meyve, 5 paket büyük boy bitter çikolata, bir kaç dilim ekmek, bel minderim, çişim illa ki geleceği için kapının hemen yanına çektiğim masam... bu işi çözmeden devam edemem...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-961500857309452957?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/961500857309452957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=961500857309452957' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/961500857309452957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/961500857309452957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/10/baslyorum.html' title='başlıyorum'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SuG1To86RyI/AAAAAAAAAi0/4NMSipkBngI/s72-c/23179_651033.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7659913086536488682</id><published>2009-10-16T14:46:00.005+03:00</published><updated>2009-10-16T14:49:08.008+03:00</updated><title type='text'>bilge sisifos üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SthdpiqCOUI/AAAAAAAAAhw/VG33dG9pyL8/s1600-h/sisifosK.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 427px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SthdpiqCOUI/AAAAAAAAAhw/VG33dG9pyL8/s400/sisifosK.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393163522035300674" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SthdWGcpwZI/AAAAAAAAAhg/S4zupZ8YQgM/s1600-h/sisifosK.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7659913086536488682?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7659913086536488682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7659913086536488682' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7659913086536488682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7659913086536488682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/10/bilge-sisifos-uzerine.html' title='bilge sisifos üzerine'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SthdpiqCOUI/AAAAAAAAAhw/VG33dG9pyL8/s72-c/sisifosK.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-2819343295300598569</id><published>2009-09-24T13:53:00.004+03:00</published><updated>2009-09-24T14:00:55.515+03:00</updated><title type='text'>puis je fume</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://constitutionalistnc.tripod.com/hitler-leftist/id1.html"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 433px; height: 572px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SrtQdTAusQI/AAAAAAAAAfo/FBbXHkGTqI8/s400/hitlersantitobacocampain.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384986243701321986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-2819343295300598569?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/2819343295300598569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=2819343295300598569' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2819343295300598569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2819343295300598569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/09/puis-je-fume.html' title='puis je fume'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SrtQdTAusQI/AAAAAAAAAfo/FBbXHkGTqI8/s72-c/hitlersantitobacocampain.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6017856625845522806</id><published>2009-09-17T15:24:00.005+03:00</published><updated>2009-09-24T14:16:27.341+03:00</updated><title type='text'>açılım</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;37.6151000915, 43.878757227&lt;br /&gt;37.615167368, 43.8758942043&lt;br /&gt;37.5999272933, 43.8872900532&lt;br /&gt;37.5917633724, 43.8944725143&lt;br /&gt;37.5631094412, 43.9173257292&lt;br /&gt;37.5580800317, 43.9496559874&lt;br /&gt;37.5570498046, 43.9499846756&lt;br /&gt;37.5429252543, 43.9488798527&lt;br /&gt;37.5421516354, 43.9478633307&lt;br /&gt;37.5418042095, 43.9431928176&lt;br /&gt;37.5442254425, 43.9438912685&lt;br /&gt;37.530383311, 43.9426153854&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://earth.google.com/"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;.....&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6017856625845522806?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6017856625845522806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6017856625845522806' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6017856625845522806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6017856625845522806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/09/aclm.html' title='açılım'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8806343817813084478</id><published>2009-09-11T16:40:00.009+03:00</published><updated>2010-03-29T10:13:05.651+03:00</updated><title type='text'>ısı</title><content type='html'>Leş gibi ağırlaşmış günün akşamında kamburuyla birlikte ağırdan çıkıp bahçeye isteksizce bir sigara çekti paketten ve filtresini kırıp attı. Parmak ucundan kararsız bir nefes çekti, dudağındaki tütün kırıntısını tükürdü ve dumanı oflar gibi üfledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Göz kapaklarının içinde gördüğü grimsi düş karşıdaki koruluğun yavaşça oluşan görüntüsüdür. Sağda kümelenmiş bir öbek servi, tepeleri sivri ve rüzgarda eğilmiş, diplerindeki koyu gölgede tek tük beyaz taşlar seçiliyor. İşte tam burada, servi gölgesinde, taşların arkasında toprağın kızıl olduğunu biliyor fakat yolu yok, ortalık o denli gri ki, göz kapaklarını iyice sıkarak boğmaya çalıştığı griliğin arasında üstün körü bir karalamayı andıran, killi toprak ile kuru yaprak karışımı bir imgeyi ancak fona iliştiriveriyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir dokumacı gibi sola doğru devam ediyor; servilerin solunda tekrar başlayan ağaç kümesiyle serviler arasında bir açıklığa dikkat kesiliyor. Büyük olasılıkla hemen orada, arkadaki tepelerden inerek ilerideki tümseğin arkasına gizlenmiş, ana yola bağlanan bir patika var fakat ne bir yol ne de ezilmiş patika toprağı seçilebiliyor. Merak ve sıkıntıyla daha fazla dikkat kesilip görüntüyü yakınlaştırmaya çalıştıkça, koruyabildiği tüm samimiyetine rağmen orada olmaması gereken bir sürü hayal gözlerinin önüne geliveriyor. Kovalayıp uzaklaştırdığı bu hayallerden geriye kalan sadece açık renk bir leke.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şimdi ortalık biraz daha aydınlık çünkü fark ettiği gökyüzüdür. Lekeler içinde açık bir gökyüzü, lekeler karşıdan alçalan güneşin kararttığı bulutlardır. Havaya dikkat kesilir kesilmez resmin üstünü sağdan sola tamamen tarıyor ve gördüğü, hiçbir vaadi olmayan koyu bulutların alacaladığı bir gökyüzü. "Demek ki", diye düşünüyor, "arkası düzlük". Güneşin tam yerini kestirmeye uğraşıyor, bulutların ışığına, ağaçların gölgesine bakıyor, emin olunacak kadar bariz bir belirti yok.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Açıklığın sağında yani artık görüntünün tam ortasında neredeyse simsiyah bir karartı görüyor, bunlar güneş tepedeyken gölgesinde durulmaz kızıl çamlar. Taçları neredeyse iç içe geçmiş ve boyları bir olmalı ki karartının tepesi oldukça düz. Aynı zamanda dikilmiş olduklarını düşünüyor, insan işi yani. Gövdelerinin sadece tepelerini seçebiliyor, tümseğin arkasında kalmış onlar da.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu sırada bir şey fark ediyor: az önceki koyu lekenin tümsekte kesildiği hattın az altında aşağıya doğru daralan yumru gibi bir leke daha var. Bir tarlanın sınırınca işlenmiş başaklık olsa gerek. Fakat asıl hoşuna giden şey, bu lekenin yukarıdaki çam koyuluğunun oluşturduğu lekenin devamı, kalan parçası gibi görünmesi. Birden canlanıyor...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafasını arkaya atarken gözleri hala kapalı, ağrıyan boynunu esnettikten sonra sigarasından bir nefes daha çekti. Dudaklarına yapışan tütünü iki parmağıyla toplayıp yuvarladı ve ayaklarının dibine bıraktı. Dudaklarına sinen katranı diliyle tadarken gözleri hala kapalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ayaklarının önünde uzanan sarı bir çayır olmalı ki yılın bu vaktinde toprak bu denli ışıltılı olmaz. Yumrunun sağında, ondan biraz uzakta bu sefer sarı olduğundan neredeyse emin olduğu bir saman yığını var, dikkatli baktığında tüm çayırda düzenli aralıklarla bu kümelerden onlarcasının daha olduğunu görüyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;En solda, görüntünün kıyısında sıkışıp kalmış bir elektrik direği görüyor, "bu bir resim ya da fotoğraf olsaydı büyük olasılıkla her gören bu kadrajın acemice olduğunu söylerdi" diye düşünüyor. Kendi deneyimi için bunun geçersiz olduğunu biliyor ancak yine de tedirgin oluyor, bir hileye başvurmamak konusunda kararsız. Etrafını inceliyor direğin, solunda hiç yer kalmamış hatta gövdesinin bir kısmı görünmüyor, lambasının boyun uzattığı kısım eksiksiz. Direğin öbür yanında ona destek olacak bir yapı da yok. Sadece direğin dibine doğru göz gezdirirken aşağından geçen yolun ucunu seçiyor. "İşte bu iyi" diye düşünüyor, “iyi?”. Tekrar başlıyor, dikkatli olmalı ve buraya kadar getirmişken herşeyi rezil etmemeli. Bu kez kararlı, orada ne varsa, hiç tereddüt etmeden ve sorgulamaksızın yerine yerleştirecek. Tekrar dikkat kesiliyor direğe, gövdesinin bir kısmı eksik, lambası bir kanca gibi sağa doğru sarkmış, direğin dibinde, önünde boydan boya uzanan set alçalarak görüntüden çıkıyor, yol seçilemiyor ancak direğin yol aydınlatması olduğunu tahmin etmemek saflık olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Direkle kızıl çamların arasındaki kayalığı ancak seçebiliyor. Arkasındaki yamacı yola varmadan sırtlamış cefakar bir kayalık. Üzerindeki kırıkların arasında inatla boy vermiş bir kaç çalı çırpı kayanın sırtındaki yeşilliklerden yuvarlanan tohumlardan boy vermiş. Yol çalışması için mi patlatılmış yoksa durduğu yerde dökülen kırıklı bir kayaç mı diye düşünürken yeniden yorumlamaya başladığına sıkılarak ayıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözleri açıkmış gibi doğrudan kayalığa bakarken kafasını yana büktü, sanki eserini inceliyordu. Bir nefes daha çekmek için dudaklarına götürdü, avurtları dumanla dolarken parmaklarında çıtırdayan korun sıcağını hissetti. El yordamıyla ıslak ve ezilmiş ucu buldu ve sigarayı tutan parmaklarını boşa aldı. En ucundan parmak ucuyla kavradığı sigarasından son nefesini çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İmgesine son rotuşları yapmak için sağı solu sakince inceliyor. Serviler, patika, kızıl çamlar, alttaki başaklık ve sapsarı çayır, solda direk (ki yine takıldı kafası istemeden), lambası kayalığın üstüne sarkarken kayalık da yolun işte hemen kıyısında duruyor. Gökyüzü şimdi daha da aydınlanmış gibi, "ne tuhaf, tepemde gün batarken burada gün doğuyor sanki" diye düşünüyor. Servilerin arasına dalıyor, o taşlar mezar taşı mı? Düşünmüyor görüyor artık, emin olmak için kayalığa çeviriyor gözünü, ara verip tekrar bakacak ama kayalıkta biri var. Şaşkına dönüyor, panikten neredeyse gözlerini açacak, kaçıyor kayalıktan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şimdi saman yığınlarının oraya, oradan kızıl çamlara oradan başakların arasına oradan, boydan boya tümseğe göz gezdiriyor, bir noktada bir an duraklasa karşısına yeni bir detay çıkacak diye korkuyor, bakışlarını kaçırmaya, sakinleşmeye, vakit kazanmaya çalışıyor adeta. Acaba adam gitti mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigarası parmaklarını yakmaya başladı, bir adım öteye eğilerek yere bıraktı sigarasını, yerini belleyerek doğruldu ve ayağıyla ezdi. Gözlerini ovuşturdu, sanki tahtayı sildi, kafasını iki yana sertçe salladı, bir daha deneyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mezar taşlarını görüyordu, gerçi epeyce uzakta, epeyce ufaktılar ama ağaçların arasında daha diplerde ya da yolun kıyısına doğru apaçık, dizi dizi mezar taşlarıydı bunlar. Nasıl olmuştu da az önce fark etmemişti, ışık dönmüş olmalıydı. Gökyüzünde güneşin izini arıyor, az eğilse belki de, ağaçların arasından hüzmesini seçecek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Adam geliyor aklına, kayanın eteğindeki bir çıkıntıya ilişmiş, belki de otobüsü bekleyen bir köylüdür diyor. Bacaklarının arasında sıkıştırdığı heybesini faş ediyor adam, bu bir yolcu. Daha biraz önce çatlakların arasından baş vermiş filizleri bile tek tek seçerken bu adamı görememiş olmasına şaşırıyor, onu da çalıların arasına karıştırmış olabileceğini düşünüyor ama nasıl olur, adamın gömleği bembeyaz! Evet endamı çalılar kadar ama aralarında öyle büyük bir renk farkı var ki, bunu ayırt edememek için kör olmalı diye düşünüyor. Az önce inmiş olabileceği otobüse ya da yürüyüp gelmiş olabileceği yöne bakıyor, elektrik direğinin arkasına doğru sarkabilse görecek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki küçük adımla küpeşteye vardı, iki eliyle kavrayıp üstüne abandı ve öne doğru sarktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Direğin tamamını görebiliyor, hatta ardındaki görüntüyü tam olarak odaklayamasa da yolu seçebiliyordu. Sağa baktığında ise birden yüzünde bir sıcaklık hissetti. Daha sağda, ileride serviler seyreliyor ve aralarından güneş parlıyordu, demek oradaymış diye düşünürken gülümsüyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahatlamıştı, ılık akşam rüzgarı gömleğinden içeri süzülüyor, uzaklardan denizin kokusunu taşıyordu. Doğruldu, ellerini cebine sokarak havayı derin derin içine çekti. Kafasını kaldırdığında ışıltılı, yumuşak renkleriyle bulutları fark etti, sanki deniz göğe yükselmiş de verandanın saçak dantelleri sahilini örüyordu. Hafiflediğini hissetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ş&lt;span style="font-style: italic;"&gt;imdi çocukluğunu düşünüyor. Gözleri, kafasının içine dönüp oralardan çıkarmayı umduğu resimleri kovalar gibi göz kapaklarının altında kıpır kıpır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Rüyasında top oynuyor, adını şu anda hatırlayamadığı ustura tıraşlı, koca kafalı çocuktan topu istiyor, top acemi bir vuruşla soldaki bayırdan aşağı doğru kaçmaya başlıyor. Topun yirmi metre kadar aşağıda takılıp kaldığı yer bir çalılık, bayır çakıllarla kaplı ve düşmemek için o kadar tedbirli ki, kıç üstü kayarak inerken pantolonunun yırtıldığının bile farkında değil. Kuşburnunun dikenleri elini dalıyor, top patlamamış neyse ki. Elinde topla yukarı çıkamayacağını anlıyor, topu sırtına, atletinin altına sıkıştırıyor. Her tırmandığı metrenin yarısı ziyan, kolları da bacakları da sızlıyor artık, avuçları sıyrık içinde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Topun yavaştan süzülüp sırtından aktığını duyuyor, arkasına dönemeden top yuvarlanıp kaçıyor, arkasından öylece bakıyor, yapacak birşey kalmayınca oturup anısını kaydetmek istiyor sanki, pür dikkat...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin bir iç çekti, gömlek cebinde sigarasını el yordamıyla buldu ve filtresini kırıp dudaklarına götürdü. Sigarasını yakmadı, dudaklarında öylece sallanırken, çakmakla oynuyor, uyanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Güneş iyiden iyiye alçalmış, kayalıktaki adam gitmiş, rüzgar biraz daha serin şimdi, hafif bir ürperti geliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeri geçmek için arkasını döndüğünde gözlerinin hala kapalı olduğunu fark etti, hiçbirşey göremediği için gözlerini açmayı düşündü. Elbette buna henüz izin veremezdim, daha vakti gelmemişti. Yanına yaklaştım ve omzuna dokundum, irkilerek bana doğru döndü, şaşırmıştı çünkü görmeyi beklediği birşey değildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki ihtimal olabilir, ya dehşete kapıldı ve geceleyin yüzüne tutulan fenerin ışığı karşısında bir tavşan gibi dona kaldı ya da yeni bir rüyaya daldı, kafasının içindekilerden korkmayı henüz bilmiyordu. Ona şimdi hazır olmadığını ancak hazır olduğunda, az önce baktığı manzaraya gözleri açık bir kez daha bakabileceğini ama ondan da önce şu anda daldığı rüyadan uyanması gerektiğini anlattım. Sanki beni dinlemiyor ya da en azından anlamıyor gibiydi. Tüm dikkatiyle beni inceliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağacın tepesinde buldum kendimi, o ise en tepedeki dala çıkmış, olgun meyvelerin hepsine el koymuştu. Bizim yaklaşmamıza, meyveleri ellememize bile izin vermiyor, kalesini savunuyordu. Kendisi de hiçbirine ellemiyor, adeta yemek için değil ama bizim yemememiz için onları alıkoymak kendisini gerçek bir tiran gibi hissettiriyordu ona. Diğer çocuklar bu rolü çoktan sahiplenmiş, verdiği görevler gittikçe anlamsız ve güç hale geldiği halde büyük bir şevkle emirleri uyguluyor, gözüne girdiklerinde alabilecekleri meyvelerin hayalini kuruyorlardı adeta. Kupkuru, yapraksız bir dalın üstünde onları izliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala ağaçta olmalıydı ve beni de orada, hayalinde tutmak için gözlerini sımsıkı yummuş, direniyordu. Beni iteklemesine izin vermemek için kollarımı ileriye doğru iyice uzatarak omuzlarını sıkıca sarstım, boynu acımıştı, ellerini boynuna götürürken bıraktım. Şimdi bir yandan ilerideki tümseğe doğru bakıyor bir yandan da boynunu ovuşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Saman tepelerinin arasında bir at arabası, yükünü almış yola doğru uzaklaşıyordu, başaklarını artık taşıyamayan buğdaylar rüzgarda dalga dalga yatıp kalkıyor, kızıl çamlardan havalanan kuş herhalde yuvasına dönüyor, kayalık iyiden iyiye karanlığa gömülüyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigarası dudaklarına yapışmıştı, ağzından çekerken kağıdın bir parçası dudaklarında kaldı, diliyle ıslatıp yuvarladı ve tükürdü. Sigarasının kalanını yaktı, bana kayıtsız kalmaya çalışıyordu belli ki biraz da sakinleşmek, kızdırmıştım onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alacakaranlığın kör edici ışıkları altında herşey birbirine karışıyor, manzara adeta renksiz bir minyatüre dönüşüyordu. Herşey yer değiştiriyor, ağaçlar mı bulutlara yoksa bulutlar mı ağaçlara dönüşüyordu artık seçemiyordum. Etrafıma bakınmaya başladım ve hemen yanıbaşımda onu, arkasındaki saman yığınlarından güç de olsa ayırt etmeyi başardım. Ellerini verandanın çitine dayamış, elindeki sigarasının koru, uzayıp gitmiş küllerin altında kaybolmak üzereydi. Kül bir perdenin ardında seçebildiğim bu kor o anda çevremdeki tek renkti, gözümü alamadan bakıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar geçtiğini kestiremediğim bir süre sonra ellerini farkettim, eller onundu. Ama onu net olarak seçemiyordum, uykuya dalmış olmasa biraz olsun hareket eder ve ben de kımıldayan hatlarından onu kestirebilirdim diye düşündüm ancak artık bilemiyorum, derin bir uykuya mı kapaklanmıştı yoksa sımsıkı yumduğu gözlerinin ardında dalgın dalgın etrafı mı seyrediyordu. Gözlerini yokladım, düşlerindeyken kıpır kıpır oynaşan gözleri şimdi sabitti, göz kapakları, yummaktan yorulan kaslarıyla suratını buruşturmuyordu, uyuyor olmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlık çöküyordu, ertafta olup biten tamamen kontrolümden çıkmış haldeydi, hiçbirşeyin yerini tam olarak kestiremiyordum ve o uyuyordu. Derin, kapkara ve rüyasız uykusu her yeri kaplarken ben gittikçe körleşiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omuzlarımda sımsıkı iki el hissettim, şiddetle sarsılıyordum, kollarım birer külçeye dönüşmüştü de karşı koyamıyordum sanki. Oydu bu biliyordum ve az önce ona yaptığımın intikamını alıyor gibiydi, bana yardım etmek için böyle davrandığını düşünemeyecek kadar bitap bir haldeydim, alınmış ve kızmıştım, bu nedenle aradığı intikamsa bunu başarmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabaha henüz birkaç saat olmalı, hava iyice soğudu, sessizlik soğukta kayboluyor, hava kendi içinde çınlıyor gibi. Bekliyoruz, ne tuhaf, her şeyi anladığımı sandığım yerdeyim ama avuçlarımdaki küpeşte hakkında dahi bildiğim tek şey ne kadar da kuru olduğu, başka hiçbir şey değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzlerimizi verandanın dışına doğru çevirmiş ilerideki koruya doğru dümdüz bakıyoruz. Gelişi önlenemez şafak vaktini beklerken hiçbir beklentim yok, ne tuhaf, şafak yolda, uykum  geldi!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8806343817813084478?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8806343817813084478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8806343817813084478' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8806343817813084478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8806343817813084478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/09/s.html' title='ısı'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5657203308553889372</id><published>2009-08-31T16:57:00.006+03:00</published><updated>2009-09-14T08:46:59.993+03:00</updated><title type='text'>hatırda kalan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SpvW9lc82MI/AAAAAAAAAfY/4CHszzgQxAE/s1600-h/klimt-anininanisi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 460px; height: 112px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SpvW9lc82MI/AAAAAAAAAfY/4CHszzgQxAE/s400/klimt-anininanisi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376126933710723266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pan gibi, gövdesi, uzuvları ve kafası tam ama başka canlılardan derlenmiş bir kolaj değil de, kafasındaki imgelerin şeffaf tabakalar üzerine nakşedilmiş onlarca resminin bir çakışması olarak görüyordu beni. Bu tabakaların her birini tek tek tanıyamaması uzundur muzdarip olduğu şu can sıkıcı kafa karışıklığı hastalığındandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bir çeşit bitki köküne benziyordum ama bana kişilik kazandırabilmek için neredeyse gözenek denilebilecek kadar çok göz ve iki ayrı yerden çıkarak dallanan onlarca kol eklemişti. Ayak denilebilecek ya da benim öyle hissedebileceğim bir uzvum olmadığından ayakta durabilmek için alt tarafımdaki sivri uçları toprağa batırmıştım ve rüzgar sertleştikçe kendimi daha da diplere saplamaya devam ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra herşey değişmeye başladı, tozlaşıyordum, topraktaki parçalarım havada uçuşuyor, gövdem hortuma kapılmış saman parçaları gibi aynı merkezde dönüyor bu da bana müthiş bir hafiflik hissi veriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece iyiden iyiye dağıtmaya, ufalamaya başladı beni, vazgeçiyordu benden, ardımda başka birşeyin belirmeye başladığını gördüm, bir kızın görüntüsünü çağırmaya çalışıyordu. İstemsiz bir şekilde kalan parçalarımla havada asılı kalmaya devam ettim, savurabildiği kadarımı çok uzaklara göndermiş ama benden tamamen kurtulamamıştı, hiçbir direnç göstermediğim halde kalan parçalarımın gelen kızın üzerine yapışmaya başladığını anladım, irice bir parçam saçlarını oluşturmuştu bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri dönüyordum ve işte bu sefer bir kıza hayat veriyordum, çoğu parçası ya benden oluşuyor ya da parçalarımla kaplanıyordu. Buna hiç şaşırmamıştı, işine devam ediyor, sürekli değişen görüntüyü benim üzerimden işlemeye çalışıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızın gövdesini bir anda sildi, çünkü yüzüne odaklanmış ve tüm ayrıntılarını ince ince dokuyordu. Saçlarındaki parçamı kızın dudaklarına doğru indirdi, ılık bir his kapladı içimi, kızarmaya başlamıştım... Anladım ki kız kızıl saçlıydı ve o saçlar bendim, nedense gururlanmıştım. Fakat şimdi benimle ilgilenmeyi tamamen bırakmıştı, anlaşılan gözleriyle uğraşıyordu ve bir kez daha görüntüyü büyüttü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık neredeyse yok olmak üzereydim, perçem şeklinde aşağıya sarkmış parçamla kızın kaşlarının arasından var olmaya çalışıyor ama geriye kalan parçalarımı tamamen kaybediyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözünü açmış... nice yıllar sonra bile belleğinde kalan o son parçam, o bir tutam kızıl perçem sayesinde orada o var oldukça duracak olan ben, hatıralarını canlandıran bir şey vuku bulduğunda gözlerinin önüne kadar gelip gururla salınırım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5657203308553889372?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5657203308553889372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5657203308553889372' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5657203308553889372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5657203308553889372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/08/hatrda-kalan.html' title='hatırda kalan'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SpvW9lc82MI/AAAAAAAAAfY/4CHszzgQxAE/s72-c/klimt-anininanisi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5536380312674205126</id><published>2009-07-19T15:34:00.004+03:00</published><updated>2009-07-29T11:17:21.668+03:00</updated><title type='text'>bir tül perde ve iki metre uzağında sakatlanmış bir adam</title><content type='html'>&lt;span style=""&gt;Tek isteği adlandırılmak istemeksizin öylece kalakalmak olana bakıldığı anda kendiliğindenliğine halel gelmesi bile tek başına ızdırap verici. Bunu aşmak için tüm titizlenmelerden uzak durmak da olanaksız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüp olan ve bitene bakmaksızın önündeki boşluğa dikkat kesilerek ter içinde, huzursuz, kendini kaybedercesine yola devam ederken keşfe çıktığın şeyin kendin olduğunu maalesef biliyorsun. Yani burada, işi zora sokan dehşetli kederin farkında olman, “yapmadan” evvel üzerinde düşünmüş olmandan kaynaklı. Dönemeyeceğini bile bile dönebileceğin umudunu korumak da ne büyük ve acınası bir küstahlık. Bu umudu yanına erzak olarak almadıkça bir adım dahi atamayacağından artık öyle eminsin ki, tüm bildiklerini unutuvermek, yok olmakla eşdeğer sanki. Adlandırdıkça içinden çıkılmaz hallere soktuğun vaka, sen ona dokunmadan bir an önce orada olmaya devam etmiyor muydu? Bunu bildiğin halde bile onu bir daha o bir an önceye döndüremeyeceğini sezmekle elinden başka birşey gelemeyeceğini anlaman eş zamanlı. Tek yapmak gereken sadece kendine bakmakken, orada durana anlam bulmak, kendini kabuğundan başlayarak yemen gibi, oysa çekirdeğini ekemeden ölüp gideceğin de o denli aşikar ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek avuntunun onu yeniden yaratma olasılığı olduğunun farkındasın. Bunu da denemek için yanıp tutuşuyor lakin bu yüzden de yola çıkamıyorsun. Durduğun yerden ona olan mesafen asla azalmıyorken kavramları adeta bir urgan gibi eğirerek ona düğüm atmaya, çekip yanına almaya çalışıyorsun. Heyhat, heyben zaten bunlarla dolu değil mi? Sakatlanmış anların zavallı haramisisin sen... çünkü korkağın birisin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafanı ikinci kez kaldırdığında yakaladığını sandığın şeyin değişmiş olduğunu görüp şaşırırken gözünü alan şey karşıdan vuran güneştir. Baktığın sen bile artık o ilk bakıştaki yerinden çoktan çekip gitmişken, “rüzgarda uçuşan” o tülün artık odandan dışarı değil içeri doğru kabarmış olduğunu görmek bir keşif mi sanıyorsun? Bunun üzerinden şiirler düzmek ne kadar da sana göre!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5536380312674205126?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5536380312674205126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5536380312674205126' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5536380312674205126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5536380312674205126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/07/bir-tul-perde-ve-iki-metre-uzagnda.html' title='bir tül perde ve iki metre uzağında sakatlanmış bir adam'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-1342920326912105418</id><published>2009-05-14T15:23:00.003+03:00</published><updated>2009-05-14T15:27:26.283+03:00</updated><title type='text'>açlık</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SgwNRqHaahI/AAAAAAAAAew/5e0nTQI4n18/s1600-h/gluttony_kurtwenner.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 425px; height: 576px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SgwNRqHaahI/AAAAAAAAAew/5e0nTQI4n18/s400/gluttony_kurtwenner.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335654255541512722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benjamin; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Atinalıların adetince, yemekte yere düşen ekmek kırıntıları toplanmazdı, çünkü bunlar kahramanların payıydı. -Bir toplum zaruret ve hırsın sonucu olarak günün birinde, tabiatın verdiklerini ancak gaspedercesine alabilir hale gelecek kadar yozlaşmışsa, meyveleri pazara daha iyi getirebilmek için hamken koparır ve her tabağı sırf doyabilmek için sonuna kadar sıyırmadan edemez olmuşsa, toprağı fakirleşecek, ülkesi kötü mahsul verecektir."&lt;/span&gt; diyor Tek Yön’de. Tabak sıyırmak bugün sadece kıtlığın değil görgüsüzlüğün de göstergesi. Cinnet’te yazan Ahmet Orhan’ın bence yarım bıraktığı girişinde, geçen senenin bir gazetesinde bahsi geçen ve yemek yeme biçimlerinin analizi üzerine inceleme ve saptamalar yapan bir araştırmacıya göre yoksullar bir yemekten sonra misafirine “doydun mu”, burjuvalar ise “lezzetli mi” diye sorarlarmış, olası ve kulağa tanıdık bir önerme. Burada akla, yemeği yarım bırakmanın, yukarıda bahsedilen tabak sıyırmanın tersi olabileceği fikri geliyor, dikkat edin bu adet sadece cici kızların ilk buluşmalarında yaptıkları birşey değil, şık restoranların tıka basa dolu çöp konteynırlarından da rahatça gözlemlenebilecek bir gerçek (Manhattan’da, pahalı lokantaların mutfak servis kapılarından az yenmiş yemeklerin uygun fiyata satıldığı arka kapı satışlarını duymuşsunuzdur).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada zorlandığımız karar layık olduğun safa geçme daveti üzerine; tabak sıyıranlardan mı yoksa yarım bırakanlardan mısın? Fakir ama onurlu delikanlı ile sahtekar, haramzade zengin çocuğun safları işte bunlar. Manzara bu şekilde, sıyıranlar ve yarım bırakanlar şeklinde resmedildiği sürece başka bir dünya da mümkün değil ve herkes sadece bu tablodaki figürlerini olduğu kadarıyla canlandırmakla mükellef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak yarım bırakanlarla sıyıranların sıkıntı kategorileri farklı, ilki “can sıkıntısı” yaşıyor, “zaruriyetin başgöstermediği o iklimde yanlarına sokuluveren” bir içsel sıkıntı. Diğerinin yaşadığına ise olsa olsa “geçim sıkıntısı” demek kabil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunuel’in “le charme discret de la bourgeoisie”de içeri tıktığı burjuvazi, yemek salonunun duvarlarını sanki kendi üzerine örmüştür. Afilli akşam yemeği töreni, törenselliği ve tören öncesi merasimlerini ve protokolü ve dahi hasta edici mükemmeliyeti kendi varoluşsal gediğine koymaya çalışır ama filmin sonuna kadar bunu başaramaz. Burjuva için yemek yemek sadece karın doyurmak hatta asla karın doyurmak değil, törensel bir gösteri ya da geçit töreni, bir sahnedir, yemekler ise sadece mutfakta gecenin bitmesi için bekleşen hizmetçileri doyuracaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-1342920326912105418?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/1342920326912105418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=1342920326912105418' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1342920326912105418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1342920326912105418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/05/benjamin-atinallarn-adetince-yemekte.html' title='açlık'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SgwNRqHaahI/AAAAAAAAAew/5e0nTQI4n18/s72-c/gluttony_kurtwenner.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-957502695487283123</id><published>2009-04-13T21:55:00.002+03:00</published><updated>2009-04-13T22:01:04.615+03:00</updated><title type='text'>yarım kalan yarım kalıyormuş meğer..!</title><content type='html'>Yetersiz çaba uyku getirmiştir. Bu sıkıntının aşılması gereklidir. Kalemin ucu kurumaya başlamıştır. Eklemlerdeki genel güçsüzlük, boyun ve bel üzerinde rahatsızlık oluşturmuş, tüm oturma biçimleri bu durumun halledilmesi sorunu üzerine seçilmiştir. Bir yandan yarın sabaha bir an önce kavuşmaya çalışan, uyuyan beyin, bir yandan da durmadan irkilerek direnç geliştiren arzu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.......................................................................................................................................................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmkansız olan birşeyin kalmamış olması düşüncesi herşeyi yapabilme umudunu doğurmuyor. Bunun ispatı da hemen ardından gelen bir sıkıntı yığılması ve adaletsizlik duygusu oluyor. Eylemde bulunma isteğini açığa çıkaran şeyin “sonra” olana duyulan güven ve ilerleme mitine duyulan inançla bağlantılı olması yüzünden bugün eylemler de sadece kaba bir devinim ve aldatmacadan (çekicilik kırıntıları taşıyan) ibaret. Plastiğin işgal ettiği anlam dizisinin bizde uyandırdığı herşeyin içinde biraz da geçip gidiverme, erime, buharlaşma hissi var. En dayanılmaz olan da, görünüm olarak başka bir malzemeyi andıran kaplamalar oluyor. Ahşap ya da tuğla olduğu hevesiyle uzanan bir elin içi boş, kaygan, hafif ve ölgün bir plastik yüzeye dokunduğu andaki hayal kırıklığı zamanla öfkeye ve tiksintiye dönüşüyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-957502695487283123?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/957502695487283123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=957502695487283123' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/957502695487283123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/957502695487283123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/04/ve-yarm-kalan-yarm-kalyormus.html' title='yarım kalan yarım kalıyormuş meğer..!'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8696348745904474830</id><published>2009-03-16T08:42:00.016+02:00</published><updated>2009-03-20T09:18:44.311+02:00</updated><title type='text'>şu 'su forumu' başladı !</title><content type='html'>Suyun akışını kendilerine çevirenlerin Türkiye çıkarması...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Sb31EFhF05I/AAAAAAAAAeY/BrFX80fheUI/s1600-h/Express+Su+Forumu+%C3%96zel+Say%C4%B1+Arka+kapak.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 164px; height: 226px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Sb31EFhF05I/AAAAAAAAAeY/BrFX80fheUI/s400/Express+Su+Forumu+%C3%96zel+Say%C4%B1+Arka+kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5313672585916306322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Express Su Forumu Özel Sayısı, arka kapak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;** ancak su forumu biter "Su Serpici Forum" başlar: &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(102, 102, 102);"&gt;"Alternatif su forumu başlıyor!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/ScNCyGToUII/AAAAAAAAAeo/b-Bjuwtlj5Q/s1600-h/afis3-dz.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 161px; height: 232px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/ScNCyGToUII/AAAAAAAAAeo/b-Bjuwtlj5Q/s200/afis3-dz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5315165413681156226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;*** Dünya Su Forumlarının beşincisi, bu yılın Mart ayında, İstanbul’da dünya su politikalarını tartışmak üzere bir araya gelecek.  Devlet yönetimlerinin ve özel şirketlerin domine ettiği forumda bugüne kadar ‘su’ sorununu yaratanlar konunun ‘çözümlerini’  arayacak.  Bu güne kadar sosyal hareketleri dışlayarak alternatif forum süreçlerini doğuran bu kapalı ‘forum’un önemli gündemlerinden biri, Türkiye’deki su kaynaklarının ve baraj vb. yatırımların özelleştirme sürecine açılması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif Forum süreçleri ise, Dünya Su Forumu toplantılarının sivil toplum kuruluşlarını ve su mücadelelerini dışlayıcı tavırları ve bu forumlarda aldıkları suyun özelleştirilmesinin önünü açan kararlara tepki olarak doğmuş süreçlerdir. Dördüncü Dünya Su Forumu’nun yapıldığı Meksika’da 320 şirket, devlet kurumları ve Dünya Bankası gibi uluslararası finans kuruluşları, kamusal su pazarının özelleştirilmesi ve bol kazançlı isletmelere dönüştürülmesi hakkında görüşmelerde bulundu. Meksika’daki sivil toplum örgütleri ise içme suyuna erişimin garanti altına alınmış bir insan hakki olarak hükümetler tarafından açıkça kabul edilmesini ve su yönetiminin demokratik, sürdürülebilir, adaletli ve eşit bir tarzda yürütülmesini talep etmişti. Dünya Su Forumu süreçlerinden dışlanan STK’lar bunun üzerine Dünya Su Forumu ile eş zamanlı alternatif forum düzenlediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de düzenlenen 5. Dünya Su Forumu da durum Meksika’dakinden farklı değil, Türkiye’den sadece bir kaç STK’nın “seçilerek” davet edildiği, yurtdışından çok sayıda sivil toplum kuruluşunun toplantı önerilerinin reddedildiği bir yapıda organize ediliyor. Bizler çok farklı bakış açılarından su konusunda mücadele eden kurum, kuruluş, STK, parti ve bireylerler olarak bunu kabul edilebilir bulmuyoruz ve 20-21-22 Mart tarihleri arasında Bilgi Üniversitesi Santralistanbul kampusunde Alternatif Su Forumu düzenliyoruz.&lt;br /&gt;Latin Amerika’dan, Afrika’ya, Uzak Doğu Asya’dan, Avrupa’ya kadar dünyanın her tarafında su konusunda mücadele eden hareketler ve bu konuyla ilgili araştırma yapan öğretim görevlilerinden, suyu anayasal bir hak olarak gören siyasetçilere kadar çok geniş bir çerçevede 3 gün boyunca SU’yu konuşuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif Su Forumu 3 gün boyunca;  Maude Barlow ( Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 63üncü dönem Su danışmanı), Jonathan Neale ( İngiliz yazar, Campaign Against Climate Change isimli iklim değişikliği kampanyasının sekreteri) gibi isimlerin yanı sıra Türkiye’den ve Dünyadan çeşitli su mücadelelerinin temsilcileri ile Türkiye’den Akın Birdal (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı) , Ufuk Uras ( ÖDP Milletvekili) , Sebahat Tuncel (DTP Milletvekili) , Ömer Madra ( Açık Radyo Genel Yayın Yönetmeni), Turgut Tarhanlı (Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Hukuku Profesörü) gibi isimlere ev sahipliği yapacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif Su Forumu, 20 Mart Cuma günü saat 17.00’de başlayacak etkinliklerin ardından 21 Mart sabahı saat 10.30’ da başlayacak Açılış Oturumu ve onu takip eden seminer ve atölyeler şeklinde devam edecek. Alternatif Su Forumu’nda ele alınacak 15 başlık ise şu şekilde ; “Türkiye’deki Ekolojik Tahribat”, “Ekolojik Su Yönetimi”, “Su Yönetimindeki Problemler ve Deneyimler”, “Su Krizi, Gıda Krizi ve Ekonomik Kriz”, “Hidroenerji, Barajlar ve Sürdürülebilirlik”, “Baraj Karşıtı Mücadele”, “Küresel İklim Değişikliği ve Su Politikaları”, “Sağlık, Yaşama Hakkı ve Su”, “İnsan Hakkı Olarak Su”, “Kamu Malı olarak Su ve Su Yönetimi”, “Hegemonya, Savaş ve Su Politikaları”, “Su ve Milliyetçilik”, “Su ve Kadın”, “Barajlar ve Kültürel Miras”, “Tarım ve Su Politikaları”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Basın özetinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.alternatifsuforumu.org/"&gt;http://www.alternatifsuforumu.org/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8696348745904474830?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8696348745904474830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8696348745904474830' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8696348745904474830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8696348745904474830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/03/su-forumu-baslad.html' title='şu &apos;su forumu&apos; başladı !'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Sb31EFhF05I/AAAAAAAAAeY/BrFX80fheUI/s72-c/Express+Su+Forumu+%C3%96zel+Say%C4%B1+Arka+kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7613636907549563270</id><published>2009-03-13T15:56:00.005+02:00</published><updated>2009-03-13T16:07:42.841+02:00</updated><title type='text'>yararsız bir uzamda bu yatağın ne işi var?</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:verdana,arial,helvetica,sans-serif;font-size:100%;"  &gt;Herhangi bir “odada yatağın yerini değiştirdiğinizde oda değiştirdiğiniz söylenebilir mi? Eğer değilse değişen nedir?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Georges Perec, Yararsız Bir Uzama Dair, 1974&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mekanar.com/tr/yarisma.html"&gt;http://www.mekanar.com/tr/yarisma.html&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SbpoW3JjnEI/AAAAAAAAAeI/4MaTqXdEoCg/s1600-h/1+copy.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 434px; height: 434px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SbpoW3JjnEI/AAAAAAAAAeI/4MaTqXdEoCg/s320/1+copy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312673452407364674" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7613636907549563270?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7613636907549563270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7613636907549563270' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7613636907549563270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7613636907549563270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/03/yararsz-bir-uzamda-bu-yatagn-ne-isi-var.html' title='yararsız bir uzamda bu yatağın ne işi var?'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SbpoW3JjnEI/AAAAAAAAAeI/4MaTqXdEoCg/s72-c/1+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-3342012064674649515</id><published>2009-03-11T17:47:00.003+02:00</published><updated>2009-03-12T15:54:12.088+02:00</updated><title type='text'>artık değilim</title><content type='html'>Ulus Baker’in Körotonomedya’da yayınlanan (benim bilebildiğim başka bir kaynak da yok) “Hasta Kimdir?” başlıklı yazısına meylimin son günlerde tıp ilmine ve oradan da kaçınılmaz şekilde doktorlara yönelen şüphelerim ve giderek yadsıyışımla ilgisi olsa da işin ucunun Foucault’ya varacağını da sezmiştim. Foucault, bizim “Modern Zamanlarımızın” ne yalan söyleyeyim kötü gözle bakmamakta çok zorlandığı bir adamdı. Zira gerçekten de sol ve hatta sosyalist enternasyonalist bir söylemin modernin enternasyonalizminden etkilenmemesi kabil bile değildi. Post-modernin de kendisine özgü ve çok farklı hatta ufuk açan okumaları, moderne meyleden reflekslerimizle, dünyayı daha iyi yorumlamaya ve yeni sorulara olan açlığımız arasında didişmelere neden olmuştu. İşte Foucault da bundan nasibini alırken ne kadarını hak etti ya da biz onu ne kadar anladık o da ayrı konu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu meselenin Türkiye’ye özgü diyebileceğim iki yönü var bence; ilk olarak söyleyebileceğim şey belki biraz daha tartışmaya açık olanı ancak bana göre kesinlikle önemli bir mevzu; Foucault çevirileri... Foucault’nun türkçeye yapılan çevirilerinin hemen çoğunda imzası olan Mehmet Ali Kılıçbay’ın çevirilerinin, onu orjinalinden okuma şansı bulamayanlar için nimetten sayılamayacağını iddia etmek isterim. Benim için Kılıçbay çevirileri gerçek birer can sıkıntısından ibaret ancak iddiamın arkasında olarak şunu da eklerim ki, bu çeviriler Foucault’ya büyük haksızlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci mevzu ise daha net ve girişte de değindiğim mevzuya paralel ancak bu kez Ulus’a vereceğim sözü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Türkiye gibi bir ülkede yaşayabilmek için iktidarlara karşı verilmesi zorunlu olan mücadeleler boyunca en azından birkaç noktada işe yarayabilecek olan bir düşünce ne yazık ki birtakım klişelere pek kolay feda ediliyor&lt;/span&gt;, oysa Foucault'nun büyük bir "doğruculukla" tasvir etmeyi başardığı "modern" denilen bütün bu kurumları, önce modern askeri kışla sistemini, ardından önce askeri sonra "sivil" hastaneyi, sonra zorunlu okulu, hapishaneyi ve bütün bu "disiplin" kurumlarını ithal eden bu satırları yazan kişi değil... biz kurumları pekala ithal etmişken bu eleştiriyi ithal etmemeyi makul görüyor haldeyiz...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve buna da halen direniyor gibiyiz? Bu konu üzerinde böyle ısrarla duran burada Ulus değil benim zira Ulus yazısının girişini bu şekilde yaptıktan sonra doğru kendi konusuna dalıvermiş, bundan sonrası için bilhassa altını çizdiğim kısmını da aşağıda ben yazıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;...Fabrika işçi için bir sorundur, tıpkı hastanenin hasta için bir sorun oluşturduğu gibi; cezaevi mahkum için bir sorundur, tıpkı okulun öğrenci için bir sorun olduğu gibi... bu durum bize bir zamanlar "muhafazakar mistisizm" adına Türkiye'ye rahatlıkla ithal edilmiş bir filozofun, Henri Bergson'un nedense bu ithalatta bulunmayan çok derin bir düşünce ve uyarısını hatırlatıyor: sorunlar ve sorular, sorulduklan anda öyle bir devreye girerler ki, onlara bir cevap bulmak zorunluymuş gibi gelir, bir öğretmenin soracağı en saçma-sapan soruya muhakkak doğru ya da yanlış cevaplar olmalıdır, öğrenci şöyle düşünecektir: soru verili olduğuna göre doğru bir cevabı var, onu söylemeyi başarmalıyım... doğruluk-yanlışlık kriterleri nedense soruların kendisi için yoktur, cevaplarda bulunurlar, böylece gün geçmez ki bizim için hazırlanmış ve medyada kotarılmış (buna ajanda deniyor) birtakım sorulara ve sorunlara muhatap olmayalım: psikolojik, sosyal, ekonomik sorunlar... neticede bu sorunların hangi anlamda şu ya da bu bireyi ilgilendiriyor olduğunu sormak bile anlamsızlaştınyor...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;...Her durumda, birtakım olgusal gerçekler var: aileden okula, okuldan "vatani hizmete", oradan fabrikaya ya da "iş hayatına", bazen hastaneye, bazen cezaevine devredilip duruyoruz ölene dek... bu devir teslim işlevi, Gilles Deleuze'ün dikkat çektiği gibi hep bir "... artık değilsin" sözüyle gerçekleşiyor: okula başladığında sana "artık ailende değilsin" deniyor; böylece askerde veya fabrikada artık ailende ya da okulda değilsindir vesaire... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.korotonomedya.net/kor/index.php?id=21,152,0,0,1,0"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);font-size:85%;" &gt;http://www.korotonomedya.net/kor/index.php?id=21,152,0,0,1,0&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-3342012064674649515?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/3342012064674649515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=3342012064674649515' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3342012064674649515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3342012064674649515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/03/ulus-bakerin-korotonomedyada-yaynlanan.html' title='artık değilim'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6654797310986642608</id><published>2009-03-11T17:44:00.002+02:00</published><updated>2009-03-11T17:47:30.694+02:00</updated><title type='text'>04</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SbfcvXmn8XI/AAAAAAAAAeA/xsoHmBLFCnQ/s1600-h/11070059.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 449px; height: 336px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SbfcvXmn8XI/AAAAAAAAAeA/xsoHmBLFCnQ/s400/11070059.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311956991854768498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6654797310986642608?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6654797310986642608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6654797310986642608' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6654797310986642608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6654797310986642608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/03/04.html' title='04'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SbfcvXmn8XI/AAAAAAAAAeA/xsoHmBLFCnQ/s72-c/11070059.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8369122968240371723</id><published>2009-03-03T09:12:00.001+02:00</published><updated>2009-03-03T09:18:34.224+02:00</updated><title type='text'>on üç tezde yazarlık tekniği</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;1. Büyücek bir eseri kaleme almaya girişen kimse kendini hoş tutmalı ve günlük yazacağı kadarını bitirdikten sonra kendine, yazmayı sürdürmesini engellemeyecek her şeyi bahşedebilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;2. İstiyorsan, yapıp bitirdiğin işten başkalarına söz et, ama &lt;span style="color: rgb(153, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;çalışma sürdükçe bir yerlerini okuma&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;.&lt;/span&gt; Bu yoldan kazanacağın her hoşnutluk çalışma hızını kesecektir. Bu düzene uyulursa zamanla artacak olan kendini anlatma isteği gittikçe, çalışmanın tamamlanmasına yarayan ek bir itici güç olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;3. Çalışma çevresi konusunda gündelik hayatın orta-kararlığından kaçınmaya çalış. Adi gürültülerin eşlik ettiği bir yarı-sessizlik onur kırıcıdır. Buna karşılık bir müzik etüdünün ya da iş hayatından gelen bir ses kargaşasının eşliği, tıpkı gecenin kulakla duyulur sessizliği kadar yararlı olabilir. Böylesi sessizlik insanın içindeki kulağı keskinleştirse, o iç kulak kendi yoğunluğu sayesinde en sıra dışı gürültüleri bile silip geçen bir söyleyişin mihenk taşı haline gelir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;4. Sıradan el araçları kullanmaktan kaçın. İnce eleyip sık dokuyarak belli kağıtlar, kalem uçları, mürekkeplerde ısrar etmek yararlı olur. Bu araçların lüksü aranmayabilir, ama bolluğu olmazsa olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;5. Kafandan hiçbir düşüncenin tebdili kıyafet geçmesine izin verme ve not defterini Emniyet’in yabancı uyruklular kayıtlarında gösterdiği sıklıkla tut.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;6. Kalemini ilhama karşı duyarsız kıl, o zaman mıknatıs gücüyle çekecektir kendisine ilhamı. Aklına gelen bir şeyi yazmakta ne kadar düşünceli bir çekingenlik gösterirsen, o ölçüde gelişip olgunlaşmış biçimde, gelip ellerine düşecektir. &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Söz düşünceyi fetheder, oysa yazı egemenliğine alır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;7. Hiçbir zaman aklına bir şey gelmez olduğu için yazmayı bırakma. Edebiyatçı onurunun bir buyruğu, yazmayı ancak ya uyulacak bir saat geldiğinde (yemek zamanı, bir buluşma) ya da eser bittiğinde kesmek yolundadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;8. İlhamın gelmediği zamanı yaptığın eseri temize çekerek doldur. Sezgi bu sırada uyanacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;9. &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Nulla dies sine linea&lt;/span&gt;-ama haftalar, pekala geçebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;10. Bir esere hiçbir zaman, üzerinde bir kere akşamdan gün aydınlanana kadar oturup çalışmadan bitmiş gözüyle bakma.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;11. Eserin sonunu alıştığın çalışma odasında yazma. Gereken cesareti orada toplayamazsın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;12. Yazıya geçirmenin evreleri: düşünce –üslup- yazı. Temize çekmenin anlamı, dikkatin bu sırada artık yazı güzelliğinde toplanmasıdır. Düşünce ilhamı öldürür, üslup düşünceye gem vurur, yazı üslubu ödüllendirir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;13. &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Eser, tasarımın ölü maskıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Tek Yön”, Walter Benjamin, Çev.:Tevfik DURAN, YKY yay., 2002, s.35&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(bazı kısımlar bana fena vurduğu için vurgulanmıştır. bu vurgular ileride yazacaklarımın hem aracı hem de hammaddesi olacaktır)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8369122968240371723?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8369122968240371723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8369122968240371723' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8369122968240371723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8369122968240371723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/03/on-uc-tezde-yazarlk-teknigi.html' title='on üç tezde yazarlık tekniği'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6108680879926194131</id><published>2009-02-27T10:48:00.004+02:00</published><updated>2009-02-27T10:49:48.255+02:00</updated><title type='text'>yasaktır</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Saeo7kztkQI/AAAAAAAAAdw/AJJVrDyv1RM/s1600-h/yasak.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 429px; height: 294px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Saeo7kztkQI/AAAAAAAAAdw/AJJVrDyv1RM/s400/yasak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307396427325739266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6108680879926194131?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6108680879926194131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6108680879926194131' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6108680879926194131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6108680879926194131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/02/blog-post.html' title='yasaktır'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Saeo7kztkQI/AAAAAAAAAdw/AJJVrDyv1RM/s72-c/yasak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7669796750254590639</id><published>2009-02-27T09:53:00.002+02:00</published><updated>2009-02-27T09:55:28.204+02:00</updated><title type='text'>dur geliyorum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SaecGGtRokI/AAAAAAAAAdo/yZnezoWjOh4/s1600-h/05250021.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 440px; height: 586px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SaecGGtRokI/AAAAAAAAAdo/yZnezoWjOh4/s400/05250021.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307382314573079106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7669796750254590639?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7669796750254590639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7669796750254590639' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7669796750254590639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7669796750254590639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/02/dur-geliyorum.html' title='dur geliyorum'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SaecGGtRokI/AAAAAAAAAdo/yZnezoWjOh4/s72-c/05250021.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5619110722306706354</id><published>2009-02-20T12:08:00.009+02:00</published><updated>2009-03-03T15:21:50.753+02:00</updated><title type='text'>lasker vs allen ya da gıcık satrancın sempatik maçı</title><content type='html'>Edward Lasker ile George Allen’ın 1912 senesinde oynadığı maç benim bildiğim, incelediğim en tuhaf, heyecan verici ve haşarı oyun. Kasparov’un “en iyi oyunum” dediği maçın da ayrı yeri olduğunun hakkını vermem gerek elbette, gerçekten de o maç yaratıcılık ve oyunu hamleler ve hamleler ötesinden okuyabilmenin benim bildiğim en iyi örneği de olsa Lasker’in Allen’ı adeta madara ettiği 1912 maçı inanılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun Lasker’in d4 açılışıyla başlıyor. Allen ise e6 ile merkezden uzak duruyor. Lasker Af3, Allen f5 arkasından Lasker Ac3, Allen Af6 ve Lasker Fg5, Allen Fe7 yaptığında Allen kısa roka hazırlanmış, Lasker ise bunu sezerek planını uygulamaya koymuş. Burada tüm maçın hamlelerini sıkıcı satranç kodlarıyla anlatmak istemem ancak yukarıdaki dizini bir satranç tahtasında kurduğunuzda gözünüzün önünde çorap söküğünün canlanabilmesi için bundan sonraki birkaç hamleyi de hızlıca aşağıya vereyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Fxf6, Fxf6 6. e4, fxe4 7. Axe4, b6 8. Ae5, ve kısa rok (o-o) 9. Fd3, Fb7 10. Vh5, Ve7 11. Vxh7...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SZ6BzJObNvI/AAAAAAAAAdQ/1NumKPUkVPk/s1600-h/lasker-allen-11.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 198px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SZ6BzJObNvI/AAAAAAAAAdQ/1NumKPUkVPk/s200/lasker-allen-11.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304820126738757362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bundan sonra gelişen olaylar Allen’i 18 hamle sonunda şah ve mata sürüklüyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(102, 102, 102);"&gt;12. Axf6, Şh6 13. Aeg4, Şg5 14. h4, Şf4 15. g3, Şf3 16. Fe2, Şg2 17. Kh2, Şg1 18. Şd2 ve mat ve &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(102, 102, 102);"&gt;tamamı zorunlu hamleler !&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SZ6B9D1jb2I/AAAAAAAAAdY/Uxviz5MHPnM/s1600-h/lasker-allen-18.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 198px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SZ6B9D1jb2I/AAAAAAAAAdY/Uxviz5MHPnM/s200/lasker-allen-18.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304820297090953058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu oyunu her izleyişimde Allen’ın neden buraya kadar inat ettiğini düşünmüşümdür. Halbuki 12. hatta 11. hamlede şah yıkabilirdi, oyunu mu okuyamadı yoksa... peki ama 15. ve 16. hamlelerde herşey belliyken? Belki de Allen, bu tam literatürlük oyun sayesinde tarihe geçeceğini sezmişti :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5619110722306706354?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5619110722306706354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5619110722306706354' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5619110722306706354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5619110722306706354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/02/lasker-vs-allen-ya-da-gck-satrancn.html' title='lasker vs allen ya da gıcık satrancın sempatik maçı'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SZ6BzJObNvI/AAAAAAAAAdQ/1NumKPUkVPk/s72-c/lasker-allen-11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-1028940090879126310</id><published>2009-02-16T17:37:00.008+02:00</published><updated>2009-02-20T12:18:27.395+02:00</updated><title type='text'>reddet</title><content type='html'>&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal  {mso-style-parent:"";  margin:0cm;  margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:12.0pt;  font-family:"Times New Roman";  mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1  {size:612.0pt 792.0pt;  margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt;  mso-header-margin:35.4pt;  mso-footer-margin:35.4pt;  mso-paper-source:0;} div.Section1  {page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Table Normal";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face  {font-family:"Trebuchet MS";  panose-1:2 11 6 3 2 2 2 2 2 4;  mso-font-charset:162;  mso-generic-font-family:swiss;  mso-font-pitch:variable;  mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal  {mso-style-parent:"";  margin:0cm;  margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:12.0pt;  font-family:"Times New Roman";  mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1  {size:595.3pt 841.9pt;  margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt;  mso-header-margin:35.4pt;  mso-footer-margin:35.4pt;  mso-paper-source:0;} div.Section1  {page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Table Normal";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;Bir işi, aynısının ikincisini yapmayı reddetme hakkı karşılığında yapmak bir başka hakka dayanıyor; “sıkılma hakkı”na. Sıkılmanın tekrardan kaynaklanması, tekrarın salt daha önce yapılmışın mekanik tekrarı olmasını gerektirmezken, bizatihi bu mekanik tekrarın da sıkıcı (tekdüze anlamında) ya da sağaltıcı (terapi anlamında, yün örmek gibi) olmasını da engellemez. Böylece bu haktan destekle kullanılan reddetme hakkı ilk işin vadeli çeki gibi ileriye tahvil edilmiş ve ödeme günü asla hizmeti alan tarafından kestirilemez ancak hizmet veren tarafından da planlanamayan, tamamen içten gelen bir doğaçlamaya dayalı olacaktır. Böylece “iş”, artı değerini fiilen üretmeden el değiştirecek, karşılığında sadece bir anlayış sözleşmesi aktolunacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reddetme hakkı bir özgürlük biçimini tarifler, sıkılma hakkı ise gücünü tembellik hakkından alan bir yaşam biçimini.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-1028940090879126310?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/1028940090879126310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=1028940090879126310' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1028940090879126310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1028940090879126310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/02/reddet.html' title='reddet'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6407866252812656630</id><published>2009-01-30T11:17:00.003+02:00</published><updated>2009-01-30T14:45:53.102+02:00</updated><title type='text'>bağımsız medya'da son duruma küçük bir değim!</title><content type='html'>istanbul.indymedia.org'un iki haftadır kapalı oluşunun ardındaki saldırının kokusu burnuma "kontr" çeken bir "iç güvenlik siyasetinin" kokusu olarak geliyor nedense.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Indymedia'nın tamamen sansürsüz platformu, tek "kural" olarak ortaya koydukları "ırkçı" olmayan ve temel haklara saygılı davranan tüm yayınlara geçiş izni verirken, eleğin üstünde de elbette bir takım tortular birikecekti. Yani sadece yukarıda saydığım kriterlere uymayan ve elbette teknik (tekrar edilmiş, okunamaz, erişilemez sahte link vs.) gerekçelerle kaldırılan iletilere engel konulmaktaydı izlediğim kadarıyla. Peki o halde saldırının nereden geldiğini sezmek çok mu güç? Pis bir koku alıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Üstelik bu kadar uzun sürmesi de ayrı bir kaygı vesilesi; daha önce uluslararası ağının iletişimi de çeşitli defalar çeşitli ülkelerde engellenen indymedia, bu tip saldırılara da yabancı değildir sanırım... ama şimdilik iki haftadır uğraştıran bir hasar, benzerlerinin üstünde bir hali işaret ediyor sanki.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan %52.org'un da uzun süredir (taa Aleksis'in öldürülüşünden bu yana) yayınlarını askıya aldıklarını görüyorum. Aleksis'e bir saygı duruşu olarak anladığım ilk haftalardaki sessizliği ayları aşarak uzayınca bir sürü soru getiriyor akla. Umarım bunun nedeni sadece uzunca bir destek suskunluğu ya da belki de siteye emek koyanların Atina yolculuğudur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6407866252812656630?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6407866252812656630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6407866252812656630' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6407866252812656630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6407866252812656630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/indypendent-mediada-son-duruma-kucuk.html' title='bağımsız medya&apos;da son duruma küçük bir değim!'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6625061407149961135</id><published>2009-01-23T10:08:00.002+02:00</published><updated>2009-01-23T10:21:55.767+02:00</updated><title type='text'>feeling good !</title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-afdd4c57bbcb2506" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v21.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dafdd4c57bbcb2506%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330386934%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DEF92E540E403ACDB8D68BD0208F77B8641DCBE3.1F01353DD225D50004636DFFD9FDA3668B899C80%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dafdd4c57bbcb2506%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DOfRrUyKh06qnjGqvseDoQFB8POY&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v21.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dafdd4c57bbcb2506%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330386934%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DEF92E540E403ACDB8D68BD0208F77B8641DCBE3.1F01353DD225D50004636DFFD9FDA3668B899C80%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dafdd4c57bbcb2506%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DOfRrUyKh06qnjGqvseDoQFB8POY&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6625061407149961135?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=afdd4c57bbcb2506&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6625061407149961135/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6625061407149961135' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6625061407149961135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6625061407149961135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/feeling-good.html' title='feeling good !'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-4608236699936325523</id><published>2009-01-22T23:30:00.006+02:00</published><updated>2009-02-20T12:22:42.744+02:00</updated><title type='text'>denemelerim</title><content type='html'>1- hislerini deneyimleme kapasitesini kaybedince kişi, takvimden çıkarılmış gibi olur...&lt;br /&gt;büyük kentin mimarı ise bu hissiyatın pazar günleri gerçekleştiğini bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- deneyimlenen duygular için kapasitesini kaybeden adam, sonunda takvimden düşer...&lt;br /&gt;büyük kent konutçusu bilir ki bu his pazarındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- takvimden düşmüş olarak hislerini deneyimleme kapasitesini kaybeden adam...&lt;br /&gt;büyük kentin inşacıları bilir ki; bu hissiyat pazar gününün hissiyatıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- adam kim kaybeder kapasitesini deneyimlenme için hisleri o olarak düşer takvimden....&lt;br /&gt;büyük şehir konut inşa edicisi bilir bu duygulanım pazarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span  lang="EN-US" style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-4608236699936325523?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/4608236699936325523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=4608236699936325523' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4608236699936325523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4608236699936325523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/denemelerim.html' title='denemelerim'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7983820314613834315</id><published>2009-01-22T23:25:00.001+02:00</published><updated>2009-01-22T23:27:28.019+02:00</updated><title type='text'>dinle küçük adam..!</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:10;"&gt;"…Büyük adam, senin hoşuna gitmek için, senin o beş para etmez dostluğunu kazanmak için, kendini senin düzeyine indirmek, senin gibi konuşmak zorundadır, Küçük Adam; senin özelliklerine bürünmek zorundadır. Ama senin özelliklerine sahip olsa, senin dilini kullansa, dostluğunu kazansa, artık büyük, gerçek ve sade olmayacaktır. Kanıt mı istersin; Senin dilediğin gibi konuşan dostların olmadı asla.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:10;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Senin bir dostunun büyük bir başarı sağlayacağını sanmaz, buna inanmazsın. Aslında içinden kendini küçük görüyorsun; hatta –ya da özellikle- değerli, onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini; kendini küçük gördüğün içindir ki senin dostun olan birine saygı duyamazsın. Seninle aynı masada outran ya da seninle aynı evde yaşayan birinin herhangi bir büyük iş başaracağına inanmazsın. Senin yakın çevrende, Küçük Adam, düşünmek çok güçtür. İnsan ancak sana değgin düşünür, seninle birlikte değil. Çünkü büyük düşünceleri, geniş kapsamlı düşünceleri gırtlaklarsın sen… kocana inanmazsın, ama gazetelerde yazanlara, anlasan da anlamasan da olduğu gibi inanırsın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:10;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Bak, beni dinle, Küçük Adam: içinde bulunan iyi ve değerli şeyleri duyamaz oldun artık. Boğdun bu iyi duyguları, gırtlakladın. Başkalarında –çocuklarında, karında, kocanda, babanda ve ananda- bulunduğunu sezinlediğin an kalkıp onlardaki iyi şeyleri de öldürüyorsun. Küçüksün sen ve küçük kalmak istiyorsun…"&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:10;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:10;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Wilhelm Reich, Dinle Küçük Adam, Payel yay., 3. basım, Ekim 1984, İstanbul&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7983820314613834315?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7983820314613834315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7983820314613834315' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7983820314613834315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7983820314613834315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/dinle-kk-adam.html' title='dinle küçük adam..!'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7112919267812921256</id><published>2009-01-21T05:37:00.005+02:00</published><updated>2009-03-17T09:26:00.844+02:00</updated><title type='text'>az çalış !</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://azcalis.blogspot.com/"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 434px; height: 104px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Sb9QIZMly2I/AAAAAAAAAeg/dkVS6zOWFS8/s320/azcalis_blogspot.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5314054190453345122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.azcalis.blogspot.com"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7112919267812921256?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7112919267812921256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7112919267812921256' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7112919267812921256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7112919267812921256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/az-al.html' title='az çalış !'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Sb9QIZMly2I/AAAAAAAAAeg/dkVS6zOWFS8/s72-c/azcalis_blogspot.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-3541593918802890703</id><published>2009-01-17T17:17:00.002+02:00</published><updated>2009-01-22T23:26:31.451+02:00</updated><title type='text'>sinikler</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;“Bugün sinikler yani toplumu anlayan ve ona alaycı ve eleştirel bir şekilde bakan insanlar, toplum karşısındaki yabancılıklarını, depresyonlarını ve hatta melankolilerini kontrol altına alarak topluma katılmayı öğrenmiş durumdalar. Bu sinikler, toplumu olduğu gibi, bütün kötülükleriyle gördüklerini düşünürler, ama asla değişemeyeceğine inanırlar. Bu yüzden de topluma katılırlar... daha da ötesi sinikler değişmeye karşı direnirler. Böylece toplumu, tüm kötülükleriyle birlikte ve en sofistike biçimde korumayı üstlenmiş olurlar.”&lt;/p&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ergin Yıldızoğlu (yani sanırım o)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-3541593918802890703?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/3541593918802890703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=3541593918802890703' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3541593918802890703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3541593918802890703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/sinikler.html' title='sinikler'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6575781789634613514</id><published>2009-01-16T14:18:00.007+02:00</published><updated>2009-01-23T16:23:30.511+02:00</updated><title type='text'>öykü yazan adam</title><content type='html'>Artık iyice daralmıştı. Ekonomik göstergelerin tuhaf, anlaşılmaz hale getirilmiş terimleri arasından bir yolunu bulup resmin tamamını okuyamaz hale gelmişti... bu nedenle de kendini çaresiz hissetmesi bir yana ahmak gibi görüyordu. Herşeyin ortada olduğunu, ama olsa olsa biz salakların bunu yorumlayamadığı telkinini yememiz için televizyonlarda sunulan ekonomi-politik tartışmalarıyla önüne konan göstergelerden emin olamıyor, çözüm önerileri ya da kestirimlerin niyetini ise ancak sezebiliyordu. Üretim mallarının döngüye girdiği piyasalar, “para piyasaları”nca tayin edilen “racon”a uygun şekilde hadım ediliyor bunu yaparken de ulu bir “ekonomizm”den destek alıyordu, hissetiği de işte hepi topu buydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat tüm bu “makro-ekonomik” resmin kıyısında bir boya lekesi gibi öylece asılı duran işi artık tehlike altındaydı. Dört aydır maaş alamadığı gibi yemek parası da kesilmiş olduğundan karın tokluğuna dahi çalışamıyordu. Bırakıp gitmek en kolayı gibi görünüyor ama içeride birikmiş ücretleri ve tazminat haklarını alabilmek için bekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu sıkıntılı günlerde, sıkıntılı günlerinde bir çıkış yolu bulabilmek amacıyla internetten birşeyler tararken karşısına çıkan bir öykü yarışmasına, sırf para kazanabileceği umuduyla iki günde bir öykü yazıp yolladıktan sonra hayatı değişen bir adamın öyküsünü yazmaya başladı. Bu öyküyü hiçbir zaman yollamadı ancak sonraki günlerde gelişen tuhaf birkaç olay yüzünden hayatı değişecekti. Ancak şimdi bizim konumuz bu değil, adamımızın bu serüvenidir. Öykü yukarıda dediğimiz gibi bir hikayeye dayanıyor ve şu şekilde başlıyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Artık iyice daralmıştı ve bu sıkıntılı günlerinde bir çıkış yolu bulabilmek amacıyla internetten birşeyler tararken karşısına çıkan bir öykü yarışmasına, sırf para kazanabileceği umuduyla iki günde bir öykü yazıp yolladıktan sonra hayatı değişen bir adamın öyküsünü yazmaya başladı...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdığı bu satırlar adama tanıdık geliyordu zira tanıdık geldikçe tuhaf bir hisse kapılıyor, bulunduğu zemin sanki buz tutmuş da bir yandan donuyor bir yandan bir tünele doğru kayarak uzaklaşıyordu. İşin aslı dışarıdan da görünen oydu ki o anda bulunduğu pozisyon çok tuhaftı, fakat bu tuhaflığı getiren onun bu haldeyken oturmuş bir hikaye kaleme alıyor oluşu daha da tuhafı bundan maddi medet umuyor olmasıydı. Oysa kendisi de çok iyi biliyordu ki bu ülkede yazından para değil düşman kazanılırdı. İleride bunu şöyle açıklayacaktı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben de farkındaydım ki o zor ve köşeye sıkışmış vaziyette oturup bir fantezi üzerine sakince hikayeler kaleme almak, üçüncü krizindeki Sokrates’in boş iyimserliği gibiydi. Ama tam olarak da öyle değildi zira içinde bulunduğum bu edimsizliğe ve edimsizliğin çaresizliğine ve çaresizliğin ölüm sessizliğine de bir moral olacaktı bu, başka bir gaye aramak da gülünç kaçıyordu zaten.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülünç kaçan şey bu öyküyü bir yarışmaya sokup ödül beklemenin ta kendisiydi. Aslında bunu söylerken sadece oradan gelebilecek para ödülünü değil adı ünlenmiş bir öykücü olarak tanınmanın hazzını da kastediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu etrafında dolaşmak ne kadar çekici olsa da öyküye yani asıl konumuza dönelim; öyküsüne devam ettiği ertesi gün, uyuyup da uyanmışlığın verdiği bakış farkıyla olsa gerek hikayeden uzaklaşıp, öyküsünü yazma hikayesi üzerinde durmaya başladı. Saatler boyu yazıp yazıp sildiği paragraflar boyunca öyküyü değil, öykü yazan kendisini görüyor ve onu anlatmak için yanıp tutuşuyordu adeta. Bu gidişte öykünün yazılamayacağını, daha önce başlayıp başlayıp bıraktığı sayısız denemesinden biri olacağını bilmek bile canını sıkmaya yetmiyordu, anlattığı kendi hikayesiydi. Saatler sonra sonunda bilgisayarına kaydettiği paragraf şu şekildeydi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yazdığı bu satırlar adama tanıdık geliyordu zira tanıdık geldikçe tuhaf bir hisse kapılıyor, bulunduğu zemin sanki buz tutmuş da bir yandan donuyor bir yandan bir tünele doğru kayarak uzaklaşıyordu. İşin aslı dışarıdan da görünen oydu ki o anda bulunduğu pozisyon çok tuhaftı, fakat bu tuhaflığı getiren onun bu haldeyken oturmuş bir hikaye kaleme alıyor oluşu daha da tuhafı bundan maddi medet umuyor olmasıydı...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık iyice daralmıştı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6575781789634613514?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6575781789634613514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6575781789634613514' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6575781789634613514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6575781789634613514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/yk-yazan-adam_16.html' title='öykü yazan adam'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6491716768701765559</id><published>2009-01-12T12:10:00.006+02:00</published><updated>2009-01-12T12:21:14.124+02:00</updated><title type='text'>küresel yap-bozun 7 gevşek parçası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWsZd1E-SuI/AAAAAAAAAb4/5s2wSADA2RE/s1600-h/seven_loose_pieces.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWsZd1E-SuI/AAAAAAAAAb4/5s2wSADA2RE/s400/seven_loose_pieces.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290350187531619042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Niçin Savaşıyoruz? Dördüncü Dünya Savaşı Başladı&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=subcomandante%20marcos"&gt; *&lt;/a&gt; " dan bir görselleştirme denemesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayr.bkz.:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=direnis+cepleri"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=direnis+cepleri&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6491716768701765559?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6491716768701765559/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6491716768701765559' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6491716768701765559'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6491716768701765559'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/niin-savayoruz-drdnc-dnya-sava-balad.html' title='küresel yap-bozun 7 gevşek parçası'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWsZd1E-SuI/AAAAAAAAAb4/5s2wSADA2RE/s72-c/seven_loose_pieces.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7630657240611436796</id><published>2009-01-08T15:33:00.002+02:00</published><updated>2009-01-09T08:46:34.305+02:00</updated><title type='text'>voltaire vs bakunin :)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWbywbVXtAI/AAAAAAAAAbo/HlKatGFTk-M/s1600-h/bakunin_voltaire.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWbywbVXtAI/AAAAAAAAAbo/HlKatGFTk-M/s400/bakunin_voltaire.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289181726178259970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWYA3OXrDPI/AAAAAAAAAbY/yZ1vTJ8VE0I/s1600-h/bakun.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7630657240611436796?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7630657240611436796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7630657240611436796' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7630657240611436796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7630657240611436796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/voltaire-vs-bakunin.html' title='voltaire vs bakunin :)'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWbywbVXtAI/AAAAAAAAAbo/HlKatGFTk-M/s72-c/bakunin_voltaire.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-2729585795353051481</id><published>2009-01-08T12:18:00.004+02:00</published><updated>2009-01-08T12:23:20.006+02:00</updated><title type='text'>annus terribilise</title><content type='html'>lat. korkunç yıl&lt;br /&gt;yanl.yor.lat. korkunç anüs&lt;br /&gt;çağr.lat. kıça giren yıl&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ekşiye tşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayr.bkz.: &lt;a href="http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/2009-diye-kod-ad-olmas-tuhaf-gelmeye.html"&gt;http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/2009-diye-kod-ad-olmas-tuhaf-gelmeye.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-2729585795353051481?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/2729585795353051481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=2729585795353051481' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2729585795353051481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2729585795353051481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/annus-terribilise.html' title='annus terribilise'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8754032267056806823</id><published>2009-01-07T16:30:00.009+02:00</published><updated>2009-02-16T19:02:39.212+02:00</updated><title type='text'>küçücük fıçıcık</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Amsterdam'da tek bir gün geçirme şansınız var, zira Antwerp'ten dönüş uçağınızı bilerek Amsterdam'dan ayarlamanıza rağmen sadece son iki gününüzü oraya ayırabilmişsiniz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buralardan gidildiğinde midir nedir, ne Hamburg, ne Antwerp ne Barselona'ya benzemeyen bir gariplik var bu kentte. küçücük ama içi dolu turşucuk gibi birşey. Elli tane şey anlatılabilir ve burada bir daha anlatmam ise tekrara kaçabilir. Sadece netten bile yüzlerce yazı binlerce fotoğraf incelenebilir. Ama başta dediğim gibi bu tuhaf, keşfetmek isteğini kamçılayan bu kentte sadece bir gün geçirme şansın olsa bu günün yarısını bir müze binasının içinde geçirir miydin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWS-9kJ-NyI/AAAAAAAAAbI/zaRT6SBVZMQ/s1600-h/vgm-bina.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWS-9kJ-NyI/AAAAAAAAAbI/zaRT6SBVZMQ/s400/vgm-bina.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5288561827326605090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Amsterdam'daki tam 4 buçuk saatimi Van Gogh Müzesinde geçirdim. Çıktığımda tabanlarım sızlıyordu ve sersemlemiştim, ama sersemleten yorgunluk değil müzenin zaman-dizinsel ziyaret rotası üzerinde gittikçe artan şaşkınlık, hayranlık ve kederdi. Daha önce çok resmini görmüştüm, bayılmıştım ama gördüklerimin hiçbiri görmekte olduklarımdan biri bile değildi sanki. Bir resmin birebir etkisinin, bir performansın eş-zamanlılığının bu denli güçlü olabileceğini daha evvel nedense kestirememiştim. Zaman-dizinsel seyir zaten bildiğim ya da bildiğimizi sandığım sona doğru ilerlettikçe yanılgımın da ötesinde derin bir hüzne, bir kaygıya kapıldım. Sanki az sonra, büyük ihtimalle "son tablosunda" onun ölümüne tanıklık edecekmiş gibi. &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Sarı&lt;/span&gt; rengi kullanışından bahseden hiçbir yazı orada gördüğüm &lt;span style="font-style: italic;"&gt;sarıyı&lt;/span&gt; anlatamamıştı, hiçbir tasvir o rölyefe kayan boya katmanlarını betimleyememişti sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet ilk kez gidilen bir kentte, üstelik bu kent Amsterdam bile olsa, sadece bu serginin ziyareti bile tek başına bir seyahattir derim ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWTBxb2mdfI/AAAAAAAAAbQ/oX2COgPEBQY/s1600-h/vmg-res.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWTBxb2mdfI/AAAAAAAAAbQ/oX2COgPEBQY/s400/vmg-res.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5288564917474326002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8754032267056806823?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8754032267056806823/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8754032267056806823' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8754032267056806823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8754032267056806823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/amsterdamda-tek-bir-gn-geirme-ansnz-var.html' title='küçücük fıçıcık'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SWS-9kJ-NyI/AAAAAAAAAbI/zaRT6SBVZMQ/s72-c/vgm-bina.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5642742296036631440</id><published>2009-01-02T15:52:00.005+02:00</published><updated>2009-01-02T16:19:57.650+02:00</updated><title type='text'>ikibindokuz onsekizbin eder</title><content type='html'>Bu yılın kod adının 2009 olması tuhaf gelmeye başladı bana, yıl gibi değil de sanki seri üretim bir malın aradaki öylesine, birbirinin tıpa tıp aynı numunelerinden bir parti gibi. belki de bu yüzden arada kalacak, yitip gidecekmiş gibi bir his var içimde bu yıla dair. ama hemen bir dipnotla kendime cevap vereceğim, o da ayrı yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(uzunca düşünmeler, monitöre ayrı, klavyeye ayrı bakmalar, duvardan mana ummalar ve bir süre sonra)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse ben bir dipnot yazacağım şimdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dipnot: ben birşeyi hissediyorsam ya da mesela bir şans oyunu oynuyorsam çok ciddi ve vahim bir şekilde tam ters yöne doğru gidiliyor olabilir. bununla ilgili burada sayısız örnek geçmek istemiyorum ama şu kadarını diyeyim ki; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;insanlığın selameti için &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yukarıda dediklerimin arkasında  durmak boynumun borcudur, o kadar...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5642742296036631440?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5642742296036631440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5642742296036631440' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5642742296036631440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5642742296036631440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2009/01/2009-diye-kod-ad-olmas-tuhaf-gelmeye.html' title='ikibindokuz onsekizbin eder'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-9016911109385254785</id><published>2008-12-25T10:23:00.007+02:00</published><updated>2010-03-29T10:17:06.159+03:00</updated><title type='text'>Prisoner 819 did a bad thing!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SVND55lHjaI/AAAAAAAAAag/Y67w-HnMtgk/s1600-h/spic62.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 195px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SVND55lHjaI/AAAAAAAAAag/Y67w-HnMtgk/s320/spic62.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5283641449823833506" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum deneyin yanılmıyorsam 4. gününde Zimbardo, deneyi yeni bir evreye taşımaya karar vererek gerçek bir rahibi mahkum deneklerle konuşması için Stanford'a çağırır. Rahip, kalan (zira ikisi daha önce değişik sorunlar nedeniyle gitmiştir) mahkumlarla ayrı ayrı görüşürken hepsine can alıcı bir soru sorar: "evladım, buradan çıktığında ne yapacaksın?"... Bu soru denek mahkumları fena halde afallatsa da deney yöneticilerinin az sonra yaşayacağı şaşkınlık karşısında bunun lafı bile olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahip, denek mahkumlara, buradan çıkabilmeleri için bir avukatla görüşmeleri gerektiğini bunun için ise isterlerse aileleri ile konuşabileceğini söyler. Denek mahkumların bir kısmı bu teklifi kabul edecek ancak numara 819 rahiple görüşmeyi reddederek hücresinde kalacaktır. Kendini hasta ve bitkin hisseden 819 yemek yemeyi reddetmekte ve rahip yerine bir doktorla görüşmek konusunda ısrarcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat 819 bir süre sonra ani bir karar değişikliğiyle rahiple görüşmek için (ki bunun nedeni rahibin avukat teklifi olabilir) hücresinden çıkmaya ikna olur ve rahiple başbaşa kaldığı sırada birden sinirleri boşanarak ağlamaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine odaya giren deney yöneticisi prof. Zimbardo, 819'u sakinleştirmeye çalışarak dinlenme odasına götürmek üzere görüşme odasından çıkarır. İşte bu sırada koridorda dizilmiş ve 819'u bekleyen diğer mahkumların başındaki gardiyan denek; "numara 819 kötü bir mahkum, çünkü hücresi çok dağınık!" diye slogan atar gibi bağırarak bunu diğer mahkum deneklere dikte eder. Mahkum denekler hep bir ağızdan "prisoner 819 did a bad thing!" nakaratını ciddi bir tavırla uzun uzun tekrar ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu beklenmedik tören karşısında 819 olduğu yerde çakılıp kalır ve Zimbardo'nun artık deyeyi bırakması gerektiği yönündeki ısrarına rağmen devam etmek ve kötü bir mahkum olmadığını ispatlamak istediğini söyler. Zimbardo adamın kontrolden tehlikeli şekilde çıktığını, gerçek dünya ile bağının kopmaya başladığını anlayarak onun için deneyi bitirir. Ona adının ..., kendisinin doktor Zimbardo ve bunun da bir deney olduğunu, buradaki insanların birer mahkum değil denek olduğunu ve gitme vakti geldiğini söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyden sonra yapılan görüşmelerde sadece 819'un değil, diğer birçok mahkum deneğin de uzun süre deneyin etkisinde kaldığı görülecek, bu durum ise Nürnberg mahkemeleriyle bilim dünyasına giren bilimsel araştırma etiği standarlarına göre tartışma konusu olacak, bu deneyin bir tekrarının yapılmaması (gerçi yanlış bilmiyorsam yapıldı ama) konusunda karar alınacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-9016911109385254785?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/9016911109385254785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=9016911109385254785' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/9016911109385254785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/9016911109385254785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/12/prisoner-819-did-bad-thing.html' title='Prisoner 819 did a bad thing!'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SVND55lHjaI/AAAAAAAAAag/Y67w-HnMtgk/s72-c/spic62.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-3242163620720332478</id><published>2008-12-18T23:33:00.007+02:00</published><updated>2008-12-25T20:36:13.027+02:00</updated><title type='text'>zizek'ten üç uyarı</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt;Aslında aylar önce Raşit abinin çevirisiyle okuduğum aşağıdaki Zizek söyleşisinin Yunanistan’dan sonra yeniden okunması, toplumsal hareketlere dair güncel reflekslerin Zizek’in şaşırtıcı zekasıyla analizinin üzerinde yeniden durulması yakışıklı olacaktır diye düşündüm;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;..&lt;span style="font-size:85%;"&gt;...  &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=walter%20lippman"&gt;Walter Lippmann&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 153, 0);"&gt; normal zamanlarda demokrasinin işleme koşulunun, halkın karar verici seçkinlere (elit) güven duyması olduğunu gösterdi. Bu durumda halk hükümdarın işlevini görmekte. Edilgen bir şekilde konuyu incelemeksizin onay imzasını atma görevi. Oysa kriz ortamında sözü edilen güven uçup gider. Benim tezim şu: öylesi koşullar konjonktürler olabilir ki demokrasi artık işlemez, böylesi koşullarda halk seferberliğinin oluşma tarzları, biçimleri yeni baştan ortaya konabilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 204);"&gt;Robespierre’de ilgimi çeken, Walter Benjamin’in “tanrısal şiddet” biçiminde dile getirdiği halk hareketleri ile birlikte püsküren (indifa) şiddet biçimidir. Şahsen fiziki şiddeti sevmem, ondan çekinirim, ama gene de malum geleneksel halk şiddeti geleneğinden vazgeçemem. Şiddetin ila kişiler üzerinde uygulanması da gerekmez. Gandhi örneğini ele alırsak, Gandhi yalnızca mitingler örgütlemedi ön ayak olduğu boykotlar aracılığı ile güçler dengesini yeni baştan kurdu. Sistemden dışlanmış olanları savunmak, çevreyi korumak, zorunlu olarak yeni baskı yöntemleri şiddet yöntemleri oluşturmayı gerektirecektir. Kapitalizmin tırsmasını sağlamak; öldürmek için değil ama bir şeyleri dönüştürebilmek amacı ile. Aksi halde daha da büyük bir şiddetin köktenci bir şiddetin yeni bir mutlakiyetçiliğin /otoritarizm) pençesine düşmek mukadderdir.&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;br /&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 204);"&gt;Entelektüelin çabası felaket senaryolarını önlemeye, olguların değişik bir açıdan görülmesini sağlamaya yarar. Deleuze, “yanlış yanıtlar var ise mutlaka yanlış sorular vardır” diyordu. Bir felsefeci meclisi kitleleri seferber edecek bir proje ortaya koyamaz. Ancak fikirler ortaya atılır ve belki bunların arasında ele alınacak olanlar çıkabilir. Fransa’da yaşana banliyö isyanları ütopik seviyede de olsa herhangi bir düşünceye eklemlenmiş değildi. Trajik olan bu durumdur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt;.....&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:78%;"&gt;&lt;a href="http://www.liberation.fr/actualite/politiques/310422.FR.php"&gt;http://www.liberation.fr/actualite/politiques/310422.FR.php&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"  style="font-size:10;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;çeviren: Raşit Gökçeli&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-3242163620720332478?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/3242163620720332478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=3242163620720332478' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3242163620720332478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3242163620720332478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/12/walter-lippmann-normal-zamanlarda.html' title='zizek&apos;ten üç uyarı'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-2897310084946232794</id><published>2008-12-10T20:06:00.025+02:00</published><updated>2008-12-25T20:38:58.958+02:00</updated><title type='text'>cehennemden gelen eli baltalı kancık kahpe</title><content type='html'>yani pj harvey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne kadın..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SUAL-ddneZI/AAAAAAAAAaI/aKkG_FQ8olg/s1600-h/pj1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 265px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SUAL-ddneZI/AAAAAAAAAaI/aKkG_FQ8olg/s320/pj1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5278231930966866322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Sanırım birşeye duyduğum gereksinimi dışavuruyorum ama bu şeyin ne olduğunu tam bilemiyorum. Onu karanlıkta ararken bocalayıp duruyor gibiyim, bu da şarkılara böyle yansıyor. Belki beni ısıtması için aşka gereksiniyorum, belki de ihtiyaç duyduğum yalnızca bir elektrikli ısıtıcıdır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;u1:p&gt;.....&lt;br /&gt;&lt;/u1:p&gt;Geçmişte ne zaman birisi beni bir kadın olarak ansa kendi kenime “hayır ben bir genç kızım” derdim, ama artık gerçek bir kadın gibi hissediyorum –daha yaşlı bir kadın gibi. Yaşlanmaktan hoşnutum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;.....&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Beyaz saç tellerine rastlamaktan gerçekten hoşlanıyorum ve bütünüyle beyazlaşmalarını bekleyemem. Umarım saçlarım gümüş beyaza dönüşür çünkü gerçekten sıkıcı beyazlıkta saçlarınız olabilir ki bunu hiç istemem. Ayrıca yüzümün ve dişlerimin daha farklı göründüğünü farkettim, bu da çok hoşuma gitti; 40’ıma ulaşmayı dört gözle bekliyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;u1:p&gt;..... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Son zamanlarda başka şeylerin müzik yapmaktan daha önemli olduğunu farkettim. Isıtma sistemim habire bozuluyor, çamaşır makinem de öyle. Bunlar, bir söyleşi için endişelenmekten çok daha önemli. Golf pantolonumu yıkamak istiyorum ve yıkayamıyorum diye düşünüyorum. Herşeyi bütünüyle doğru anlamaya bu kadar önem vermiş olmam üzerimdeki baskıları hafifletti ve hem müzik açısından hem de kendi içimde gevşememi sağladı. *&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);font-size:78%;" &gt;* ("Alışılmadık Sesler", çekip çeviren: Hira Doğrul, Dost yay.)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-2897310084946232794?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/2897310084946232794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=2897310084946232794' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2897310084946232794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2897310084946232794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/12/cehennemden-gelen-eli-baltal-kanck.html' title='cehennemden gelen eli baltalı kancık kahpe'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SUAL-ddneZI/AAAAAAAAAaI/aKkG_FQ8olg/s72-c/pj1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-19722116223323756</id><published>2008-12-02T10:43:00.003+02:00</published><updated>2008-12-06T13:28:35.028+02:00</updated><title type='text'>benzeşim</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);font-size:180%;" &gt;1&lt;/span&gt; Julio Cortazar; "historias de cronopios y de famas", “kaplumbağa ve cronopio” meseli:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“kaplumbagalarin surate hayran oldugunu soylemeliyim size - ve bu cok dogal.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;esperanzalar bunu bilirler ve umursamazlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;famalar bunu bilirler ve cok gulerler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;cronopiolar bunu bilirler ve bir kaplumbagaya rastladiklarinda ceplerinden renkli tebesir kutusunu cikarip hayvanin sirtina bir kirlangic resmi cizerler...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);font-size:180%;" &gt;2&lt;/span&gt; Mahatma Gandhi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Önce sizi görmezden gelirler, sonra size gülerler, sonra sizinle mücadele ederler, sonra siz kazanırsınız.”&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-19722116223323756?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/19722116223323756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=19722116223323756' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/19722116223323756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/19722116223323756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/12/1-julio-cortazar-historias-de-cronopios.html' title='benzeşim'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7167595226500190043</id><published>2008-12-01T14:45:00.002+02:00</published><updated>2008-12-10T20:41:26.216+02:00</updated><title type='text'>dadade - neme</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/STPc1QgLdpI/AAAAAAAAAYg/K6icEvX4QGw/s1600-h/d-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 219px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/STPc1QgLdpI/AAAAAAAAAYg/K6icEvX4QGw/s400/d-1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274802396102096530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7167595226500190043?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7167595226500190043/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7167595226500190043' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7167595226500190043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7167595226500190043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/12/qwerty-ya-da-asdfgh-belki-de-zxcvbn.html' title='dadade - neme'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/STPc1QgLdpI/AAAAAAAAAYg/K6icEvX4QGw/s72-c/d-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-4419535912906131324</id><published>2008-11-27T01:14:00.002+02:00</published><updated>2008-11-28T11:23:20.104+02:00</updated><title type='text'>beklemek</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Yazmaya başlamadan evvel yazacağının üstüne düşünüp etrafını tartma edimi sırasında kafanda yazdığın metin, iç ses, yazmana engel olduğu zaman geriye kalan sadece bu durumu şikayet etmek oluyor. Yazmak yerine yazmanın anatomisi ve ruh hali üstüne yazıp durmamın ve bunu sayısız kere tekrar etmekten dolayı konunun enflasyonist bozumuna dayanarak hemen yazı biter bitmez onu ortadan kaldırışımın arkasında yatan gerçeklik üstüne yazmamın nedeni de bu.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Bu durumun daha ileri analizine girişmeden önce benim için kaçınılmaz bir sonucundan bahsetmem gerek. Düşünce akışı, serbest çağrışım ya da adına ne denirse densin kelime ve anlamı serbest bırakarak duraksamaksızın, es vermeden yani araya tartımı sokmaksızın yazmak yukarıda anılan duruma harika bir ilaç. Böylece iç sesten kurtulmak yani dile gelen ne varsa dolaysızca kağıda aktarmak mümkün oluyor. Ancak bu yöntemin de gözetilen hedefe göre çeşitli yetersizlik ya da kusurları var. Herşeyden önce bunlardan ilk akla geleni anlatılamak istenilenin kelimelere dökümünün yeterli isabetle olamayacağı fikridir. Yani tartımsız bir faaliyet düşünceyi (ki aslında burada düşüneceyi yine tartım anlamında kullanıyorum, öteki türlü serbest metod da düşünceden uzak bir metod denilemez) kelimelerin ve onların ardışıklığının yol açtığı ses uyumunun arkasında saklı bırakmaktadır savı. Ancak bu durum konumun temeli olan düşüncenin yazıya bent kurması meselesini de hem açıklıyor hem de çözüyor zaten. Yani bu savı desteklediğim durumda zaten doğrudan bu metodun beni problemimin çözümü olduğunu iddia edebileceğim.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Fakat serbest metodun bir sakıncası daha var. Her ne kadar kelimeleri hatta daha da ileri gidersek harfleri (dadacı denemelerden bahsediyorum) serbest bırakabilmek, ne olursa olsun yine de politik olarak bir anlam ihtiyacında olan benim gibi birisini sınır çizmekte aciz bırakabiliyor. Çünkü bu haliyle yazma edimi başlarında çok akıcı ve tatminkar bir seyir izlerken ilerleyen satırlarla birlikte yavaşça zıvanadan kayma hissini takip eden bir kontrol güdüsüne yerini bırakıyor. İşte tam bu noktada da işin içine o eski acı dilli dost giriveriyor: tartım. Bu arada çizginin yeni ve kalınlığını belirlemek, metodun baştan helakına bile yol açabilir.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Ancak bu duruma da bazı ilaçlar geliştirilebiliyor tabii ki. Mesela yazıları çok kısa öyküler boyutunda bitirmek, fiziki (parmakların ya da sırtın ağrımsı gibi bu metodda hiç de yabana atılamayacak komplikasyonlardır) ya da konsantrasyonla ilgili kayıplardan ötürü ara vermek gibi. Ancak bu tip önlemlerin varlığının da birer sınır çiziyor olmasından ötürü metodun halen sağlıksız olduğunu itiraf etmem de gerekiyor. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Tam bu noktada ulyses’in örneklenmesi gerekiyor sanırım.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-4419535912906131324?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/4419535912906131324/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=4419535912906131324' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4419535912906131324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4419535912906131324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/11/beklemek.html' title='beklemek'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-3624262398402056781</id><published>2008-11-24T09:53:00.003+02:00</published><updated>2008-11-24T10:16:43.106+02:00</updated><title type='text'>eskiz</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(102, 0, 0);"&gt;Çünkü, bence kendisini o kadar yakın hissediyor ki Feuerbach'a, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;aradaki farkı koyabilmek için&lt;/span&gt;, Feuerbach'in düz materyalizmini biraz fazla vurgulayarak eleştiriyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(102, 0, 0);"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(102, 0, 0);"&gt;Aslında, Feuerbach üzerine tezlerin onbirincisi, dünyayı dönüştürmek üzerine olduğu için en çok bilinenidir, ama ilk on tezde, Marx, esas olarak yabancılaşma kavramına, insanın kendi ürettiğine yabancılaşmasına, kendi ürettiğinin, kendisi dışında bir anlam kazanmasına vurgu yapar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(102, 0, 0);"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(102, 0, 0);"&gt;Marx, Feuerbach'ın eleştirisinden sonra, Kapitale geldiğinde, Proudhon'vari bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;iradeciliğe ve sulu gözlü tabir ettiği söyleme düşmemek için&lt;/span&gt; daha fazla doğa kanunları, toplum kanunları gibi vurgular yapıyor ve ilk çıkısindaki saiklere pek uymayan bir bilimciliğe doğru kayıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(102, 0, 0);"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Ahmet İnsel, ROL 43'deki röportajında Marx'ın Feuerbach ve Proudhon'dan ilişkisine yukarıdaki kısımda değiniyor. Fakat benim şimdi burada ilgilendiğim Marx ve çalışmaları değil, altını çizdiklerimdir (ancak buna daha sonra döneceğim).&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-3624262398402056781?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/3624262398402056781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=3624262398402056781' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3624262398402056781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3624262398402056781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/11/eskiz.html' title='eskiz'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8532374318638752757</id><published>2008-11-21T14:56:00.010+02:00</published><updated>2008-11-24T09:33:48.788+02:00</updated><title type='text'>1011</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SSpTFvw2ajI/AAAAAAAAAYI/o6g3XD1VsXc/s1600-h/102.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 228px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SSpTFvw2ajI/AAAAAAAAAYI/o6g3XD1VsXc/s400/102.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272117671976397362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SSpS0gTolMI/AAAAAAAAAYA/WYLD2oG1qSQ/s1600-h/101.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 228px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SSpS0gTolMI/AAAAAAAAAYA/WYLD2oG1qSQ/s400/101.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272117375769547970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SSpRWcXbwFI/AAAAAAAAAX4/OQwQSakTtoI/s1600-h/103.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 228px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SSpRWcXbwFI/AAAAAAAAAX4/OQwQSakTtoI/s400/103.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272115759804039250" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8532374318638752757?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8532374318638752757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8532374318638752757' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8532374318638752757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8532374318638752757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/11/1011.html' title='1011'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SSpTFvw2ajI/AAAAAAAAAYI/o6g3XD1VsXc/s72-c/102.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6851294846100961978</id><published>2008-11-16T22:13:00.005+02:00</published><updated>2008-12-02T10:50:34.617+02:00</updated><title type='text'>four gnossiennes</title><content type='html'>satie'nin tırnaklarıdır. ufak yaraların kabuklarını yolar. &lt;a href="http://ubu.artmob.ca/sound/satie_erik/guitare/Satie-Eric_Guitare_01_Four_Gnossiennes_1-Lent.mp3"&gt;farkındalık acıtır&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SSCB95cvmLI/AAAAAAAAAW4/g3gMMeJMcHg/s1600-h/rusinol30sm.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 158px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SSCB95cvmLI/AAAAAAAAAW4/g3gMMeJMcHg/s200/rusinol30sm.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269354464416864434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6851294846100961978?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6851294846100961978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6851294846100961978' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6851294846100961978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6851294846100961978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/11/four-gnossiennes.html' title='four gnossiennes'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SSCB95cvmLI/AAAAAAAAAW4/g3gMMeJMcHg/s72-c/rusinol30sm.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5094083259390512191</id><published>2008-11-07T12:52:00.015+02:00</published><updated>2009-02-17T15:56:16.109+02:00</updated><title type='text'>iyi ki doğdun kazım..!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SZq9VnOnDRI/AAAAAAAAAdI/0PLbDtmFJiY/s1600-h/kazim.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 190px; height: 248px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SZq9VnOnDRI/AAAAAAAAAdI/0PLbDtmFJiY/s320/kazim.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303759690187345170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kazimkoyuncu.com/"&gt;http://www.kazimkoyuncu.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kazimkoyuncufilmi.com/"&gt;http://www.kazimkoyuncufilmi.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Table Normal"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CTolga%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Table Normal"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Böyle olması gerektiğinden değil, öyle olduğu için böyleydi. “kardeşim olsun” demeyi isterdi (bu lafı bir yerde kullanmayı isterdi). Kazım gittikten epey sonra onun için yapılan belgeseli izlerken ona demek kısmetmiş (onun için). Bunu nasıl diyeceği, lüzumunu hangi yazı içinde ya da başlığında bulacağına kalmıştı iş;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir anma yazısı yazmak istemiyorum, bunu beceremiyorum, onu tanımıyorum yeterince belki de ondan değil sadece bunları oturmuş yazarken fonda çalan müziğe göre sürekli değişen hallerim ile sabah bunları okurken doğramak isteyeceğim sözlerimi uyuşturamamdan, yani sadece benden ötürü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Bu şekilde başladığım ve yarım bıraktığım onca çul-laf var içimde, tabi illa ki birebir kelimelere dökülebilen şeyler değil çoğu, iz şeklinde, unutmaya ramak kalmış da köşedeki gül dikenine takılıvermiş gibi, dışlanmış ama bende kalmışlar. Nice sonra anlayabileceğim şeyler dediğimin de farkındayım üstelik (geçende biryerde okudum, teyid edemedim lakin; tom waits genel yazın alışkanlığı için önce düşünmeden birşeyler karaladığını, sonra beklediğini, sonra okuyup almaya başladığını yazmış). Bu şekilde güzel, hoşnutum...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal  {mso-style-parent:"";  margin:0cm;  margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:12.0pt;  font-family:"Times New Roman";  mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1  {size:595.3pt 841.9pt;  margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt;  mso-header-margin:35.4pt;  mso-footer-margin:35.4pt;  mso-paper-source:0;} div.Section1  {page:Section1;} --&gt;&lt;/style&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5094083259390512191?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5094083259390512191/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5094083259390512191' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5094083259390512191'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5094083259390512191'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/11/iyi-ki-dodun-kazm.html' title='iyi ki doğdun kazım..!'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SZq9VnOnDRI/AAAAAAAAAdI/0PLbDtmFJiY/s72-c/kazim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-2066972933101521269</id><published>2008-08-26T09:53:00.002+03:00</published><updated>2008-10-22T10:04:03.570+03:00</updated><title type='text'>senaryo-z</title><content type='html'>Bir şirketin ofis odalarından biri. Oda hafiften loş, bir yaz sabahının ışığı pencereden içeri süzülmekte, sessiz masa ve dolaplarla neredeyse dolu bir oda. Tek ses çalışıp duran vantilatör sesi, ritmik dönüşüyle odayı turlamakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir adam koltuğunda arkasına iyice yaslanmış, elleri ensesinin arkasında kavuşturulmuş, gözleri kapalı, vantilatörün sesini dinlemekte, dinlenmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonrasında gelişen olaylar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-2066972933101521269?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/2066972933101521269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=2066972933101521269' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2066972933101521269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2066972933101521269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/08/senaryo-z.html' title='senaryo-z'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-1339166090500795627</id><published>2008-08-20T13:51:00.004+03:00</published><updated>2008-10-22T10:13:36.439+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SP7SQXMOyiI/AAAAAAAAAWw/ZP0nK_0ufDc/s1600-h/huzursuz.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 510px; height: 326px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SP7SQXMOyiI/AAAAAAAAAWw/ZP0nK_0ufDc/s320/huzursuz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259872593360374306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Póngase sereno –me dijo– y apunte bien, ¡va usted a matar a un hombre!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-1339166090500795627?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/1339166090500795627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=1339166090500795627' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1339166090500795627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1339166090500795627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/08/bir-insan-ldrmek.html' title=''/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SP7SQXMOyiI/AAAAAAAAAWw/ZP0nK_0ufDc/s72-c/huzursuz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7063806034334197893</id><published>2008-08-20T13:14:00.003+03:00</published><updated>2008-10-22T10:02:17.324+03:00</updated><title type='text'>şart</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SKvwaSCDtcI/AAAAAAAAAQY/cuBFHAmBhu8/s1600-h/sart.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SKvwaSCDtcI/AAAAAAAAAQY/cuBFHAmBhu8/s200/sart.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236543326056068546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu karpuz&lt;br /&gt;çok kırmızı&lt;br /&gt;bölüşmek şart. &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=8409554"&gt;*&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7063806034334197893?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7063806034334197893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7063806034334197893' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7063806034334197893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7063806034334197893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/08/art.html' title='şart'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SKvwaSCDtcI/AAAAAAAAAQY/cuBFHAmBhu8/s72-c/sart.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-4721488643220779908</id><published>2008-08-05T10:10:00.010+03:00</published><updated>2008-11-27T01:19:09.741+02:00</updated><title type='text'>11.tez</title><content type='html'>Znet’teki michael albert’in (tabi bu sıralar zizek’in “paralaks”ını okumaya çalıştığımı bu yoldan albert’le zizek arasında görüntü çakıştırması yapan bir perspektiften buralara geldiğimi eklemem gerek) “yapışkanlık sorunu” üzerine konuşması (istanbul odtü mezunları derneğindeki konuşmasının metni) akabinde chomsky’nin aynı sitedeki “iktidarın yüce ruhu” makalesine sürtünerek tekrar albert’tan bu kez alan sokal’a dönüşle onun ünlü “"Transgressing the Boundaries: Toward a Transformative Hermeneutics of Quantum Gravity" [Sınırları Aşmak: Kuantum Yerçekiminin Dönüşümsel Bir Yorumsamasına Doğru]” metninin çevirisini google’larken karşıma çıkan “derridana hastalığı” isimli ekşi sözlük başlığına daldığımda derrida’nın yapıbozumculuğuna komik değinen yazar (ekşi) dragot’un;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;“creutzfeld jacob disease'in daha yeni bir varyantı. nörodejeneratif bir prion hastalığıdır. beynin özellikle wernicke ve broca alanları arasındaki bağlantıda bir yapıbozuma sebep olarak gösteren ve gösterilen arasındaki ilişkinin saplantılı bir fikir haline gelmesiyle tanımlanan bir psikiyatrik sendrom şeklinde ortaya çıkar.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ardından da yazar gari’nin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;“tamirci olmayan tamircilerde gözükür. fr. kifayetsiz muhterissmé.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir örnek-semptom:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bozuk olan teybiniz alır eline. parçalarına ayırır. sonra size dönüp "işte bozuk bu" der. siz ona "evet bozuk olduğunu biliyorum ama nasıl tamir edilebilir?" dediğinizde "bu benim işim" değil diye yanıtlar. oldukça kendine güvenli ve küstahtır bu sırada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben sosyoloji fakültelerini kırıp geçiriyormuş diye duydum. itlaflık.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;girdileri harikaydı... bu yoldan tekrar takıldığım yere dönüp bakayım; michael albert istanbul’daki konuşmasında yine esprili şekilde şunu söylüyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;“60’lardan bu güne kadar solcuların yazdığı-ürettiği, ırkçılığın, cinsiyetçiliğin, kapitalizmin, savaşın ne kadar kötü olduğunu anlatan bütün bildirileri, yazıları, kitapları, videoları ve söyleşileri üst üste koysak Ay’a ulaşacaktır. İnsanlar bize “lütfen yoksulluğun ne kadar kötü olduğunu bir kere daha açıklar mısın?” diye sormuyor. Ya da “hadi cinsiyetçiliğin ne kadar kötü olduğunu bir daha anlat” ya da “bombalar nasıl öldürür?” demiyor. “Ne istiyorsunuz?” diye soruyor. Bizse Ay’a kadar ulaşan yazılarımızla insanları sıkıntıya sokan şeylerin ne kadar kötü olduğunu tekrar edip duruyoruz. Tamam, olayların sebepleri hakkında çok derin hatta bazen de oldukça zekice yorumlar yapabiliyoruz, ama yine de …”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte herşey böyle başladı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kurtuluscephesi.com/marks/tezler.html"&gt;“die philosophen haben die welt nur verschieden interpretiert, es kommt darauf an, sie zu verandern.”&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-4721488643220779908?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/4721488643220779908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=4721488643220779908' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4721488643220779908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4721488643220779908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/08/11tez.html' title='11.tez'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-1651470102274615936</id><published>2008-07-18T16:08:00.004+03:00</published><updated>2008-07-18T16:20:13.841+03:00</updated><title type='text'>söze söz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_Ia8UA9G7quw/SICXzWBtGcI/AAAAAAAAAQQ/Ba8fVlme-p8/s1600-h/mx%7Dezlna.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_Ia8UA9G7quw/SICXzWBtGcI/AAAAAAAAAQQ/Ba8fVlme-p8/s200/mx%7Dezlna.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224342476091627970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazmak ve söylemekten bıkmak üzerine yazmak istemeyecek kadar bıkmam gerekiyor bunu söylemek için. demek, buralara yeniden gelmişsem en azından söz söylemeye hacetim ya da hevesim olmadığını söyleyebilecek kadar hacetim ya da hevesim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzatasım yok, dünyada bir çok söz söyleniyor, söylenmesi gerekenler de, susulması gerekenler de... neyse ki söylenmesi gerekenlerin bir kısmını da söylemesi gerekenler söylüyor hala ve onlara bir iki link vermekten başka henüz diyebilecek yeni bir şeyim de yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(aklıma geldi, mithat sancar geçende ergenekon soruşturmasıyla ilgili bir konuşmasında "söylenmesi gereken herşe söylendi ama henüz herkes tarafından değil" gibi birşey demişti, onun da etkisi var sanırım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sola bakın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-1651470102274615936?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/1651470102274615936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=1651470102274615936' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1651470102274615936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1651470102274615936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/07/sze-sz.html' title='söze söz'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_Ia8UA9G7quw/SICXzWBtGcI/AAAAAAAAAQQ/Ba8fVlme-p8/s72-c/mx%7Dezlna.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7920096471097903562</id><published>2008-04-25T11:19:00.002+03:00</published><updated>2008-04-25T11:22:26.216+03:00</updated><title type='text'>1 mayıs meydanda kutlanır!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SBGUvP7szJI/AAAAAAAAAPs/yd5aFNrbkhc/s1600-h/may1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SBGUvP7szJI/AAAAAAAAAPs/yd5aFNrbkhc/s400/may1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193095384786586770" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7920096471097903562?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7920096471097903562/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7920096471097903562' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7920096471097903562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7920096471097903562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/04/1-mays-meydanda-kutlanr.html' title='1 mayıs meydanda kutlanır!'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SBGUvP7szJI/AAAAAAAAAPs/yd5aFNrbkhc/s72-c/may1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-2766756106883717199</id><published>2008-04-21T10:13:00.003+03:00</published><updated>2008-11-27T01:19:52.548+02:00</updated><title type='text'>ağlamak</title><content type='html'>bakak alırım giden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geminin ardından atamam kendimi denize&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağlayamam...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-2766756106883717199?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/2766756106883717199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=2766756106883717199' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2766756106883717199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2766756106883717199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/04/intiharla-sunarm.html' title='ağlamak'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5310294271199715367</id><published>2008-04-18T17:18:00.002+03:00</published><updated>2008-04-18T17:19:36.669+03:00</updated><title type='text'>virgüllü deneme</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;,n,,,virgüller gördüm ama &lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"  style="font-size:26;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;f&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"  style="font-size:26;"&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;den evvel gelenini ilk kez görüyorum,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"  style="font-size:26;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;f&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"  style="font-size:26;"&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt; den demenin dendenini de öyle&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;ilk,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:12;"  lang="TR" &gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;kez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5310294271199715367?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5310294271199715367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5310294271199715367' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5310294271199715367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5310294271199715367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/04/virgll-deneme.html' title='virgüllü deneme'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-3298732802611549286</id><published>2008-04-11T16:56:00.009+03:00</published><updated>2008-04-11T17:16:18.266+03:00</updated><title type='text'>moskova'da akşam üzeri</title><content type='html'>oliver shanti'nin ono'n mweng'i ya da muadili ile izlenmesi denenebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_9u66UzsuI/AAAAAAAAAPk/1i5fWToIxoM/s1600-h/rus_gunesi.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_9u66UzsuI/AAAAAAAAAPk/1i5fWToIxoM/s400/rus_gunesi.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187987254122099426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;*kasım 2006 suları&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-3298732802611549286?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/3298732802611549286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=3298732802611549286' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3298732802611549286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3298732802611549286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/04/moskovada-akam-zeri.html' title='moskova&apos;da akşam üzeri'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_9u66UzsuI/AAAAAAAAAPk/1i5fWToIxoM/s72-c/rus_gunesi.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8448627369417789812</id><published>2008-04-10T17:03:00.005+03:00</published><updated>2008-12-02T10:54:30.090+02:00</updated><title type='text'>(başlık yazamam şimdi, kalsın en iyisi böyle)</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;iyi bişeyi iyi bişey yapan bana dokunduğu yanıdır diycem sen güleceksin ama ben gülmene gene de bozulmam senin. ama inan ki sevgili hüz, inanıyorum ki dokunduğu şeyi ifade etmem kifayetsiz olacağı için yanlış olur &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 102);font-size:100%;" &gt;(kifayetsiz olacağını denemeden bilemezsin deme hemen, sözün kendisi kifayetsiz zaten &lt;span style="color: rgb(204, 153, 51);"&gt;(&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 153, 51);font-size:100%;" &gt;sözün kendisi kifayetsiz demek kolaylığına kaçma da deme zira çok düşündüm bunun üstüne&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 153, 51);font-size:100%;" &gt; &lt;span style="color: rgb(153, 153, 0);"&gt;(&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 0);font-size:100%;" &gt;düşündüğün şeyi ben nereden bileceğim sen söylemeden ki de deme çünkü beni tanıyorsun&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 102);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 153, 51);"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 0);"&gt;)&lt;/span&gt;)&lt;/span&gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;. &lt;/span&gt;sadece dokunduğunu belirtsem bu sefer de eksik olur ve her eksik şey gibi ucu açık ve her ucu açık şey gibi yarım yamalak yamanabilmeye meyilli... yarım yamalak yamanmasına bozulurum işte sevgili hüz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8448627369417789812?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8448627369417789812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8448627369417789812' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8448627369417789812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8448627369417789812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/04/balk-yazamam-imdi-kalsn-en-iyisi-byle.html' title='(başlık yazamam şimdi, kalsın en iyisi böyle)'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5422730206661385861</id><published>2008-04-10T10:13:00.011+03:00</published><updated>2008-04-10T13:50:56.610+03:00</updated><title type='text'>oyun sonu</title><content type='html'>&lt;div&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: center;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;"Benim yapıtlarım, neredeyse tamamen (şaka değil) temel an&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;lam meselesidir ve bunun dışında &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;bir sorumluluk kabul etmem. Eğer insanlar, ima ed&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;ilen düşünceler arasında kafalarını ağrıt&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;mak &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;istiyorlarsa bırakın yapsınlar. Onlara aspirinlerini verin&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;. Söylendiği gibi Hamm ve söylendiği &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;gibi Clov, ikisi birl&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;ikte &lt;i&gt;nec tecum nec s&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;&lt;i&gt;ine te &lt;/i&gt;(ne seninle n&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;e de sensiz) böyle bir yerde, böyle &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;bir dünyada ifade edildiler, yapabildiğimin hepsi bu, yapabilecek olduğumdan&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt; daha fazlası."&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: center;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;S.B.Beckett&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: center;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_2-VqUzssI/AAAAAAAAAPU/H78Eoybqt6I/s1600-h/sbeckett.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_2-VqUzssI/AAAAAAAAAPU/H78Eoybqt6I/s400/sbeckett.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187511625148773058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="text-align: center;" class="MsoNormal"&gt;  &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;      &lt;/div&gt;&lt;p style="color: rgb(0, 0, 0); text-align: left;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CLOV&lt;/span&gt;: (&lt;i&gt;kaşınarak, üzüntülü&lt;/i&gt;) Pire var üstümde!&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="color: rgb(0, 0, 0); text-align: left;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;HAMM&lt;/span&gt;: Pire! Hala pire var mı? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="color: rgb(0, 0, 0); text-align: left;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CLOV&lt;/span&gt;: (&lt;i&gt;Kaşınarak&lt;/i&gt;) Üstümde var bir tane. Kasık biti değilse. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="color: rgb(0, 0, 0); text-align: left;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;HAMM&lt;/span&gt;: (&lt;i&gt;Endişeyl&lt;/i&gt;e) ama o noktadan insanlık yeniden başlayabilir! Yakala şunu Allah &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;aşkına!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="color: rgb(153, 153, 153); text-align: left;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="color: rgb(153, 153, 153); text-align: left;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5422730206661385861?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5422730206661385861/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5422730206661385861' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5422730206661385861'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5422730206661385861'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/04/benim-yaptlarm-neredeyse-tamamen-aka.html' title='oyun sonu'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_2-VqUzssI/AAAAAAAAAPU/H78Eoybqt6I/s72-c/sbeckett.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5566478723195731762</id><published>2008-04-09T10:09:00.005+03:00</published><updated>2008-04-09T10:25:46.238+03:00</updated><title type='text'>pijamalı hastanın yağız şoföre güven temayülü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_xuVma08XI/AAAAAAAAAPM/ANgo2yePg5U/s1600-h/222y.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_xuVma08XI/AAAAAAAAAPM/ANgo2yePg5U/s400/222y.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187142188193345906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_xuO2a08WI/AAAAAAAAAPE/jPsVXzR1LME/s1600-h/111y.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_xuO2a08WI/AAAAAAAAAPE/jPsVXzR1LME/s400/111y.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187142072229228898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5566478723195731762?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5566478723195731762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5566478723195731762' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5566478723195731762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5566478723195731762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/04/ya-da-pijamal-hasta-yaz-ofre-abucak.html' title='pijamalı hastanın yağız şoföre güven temayülü'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_xuVma08XI/AAAAAAAAAPM/ANgo2yePg5U/s72-c/222y.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-4909965924320677277</id><published>2008-04-08T23:13:00.002+03:00</published><updated>2008-04-08T23:36:42.670+03:00</updated><title type='text'>vian fuit hic*</title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-ec6cbf40c208b4b8" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v6.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dec6cbf40c208b4b8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330386934%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DFC35F02B68762CD9B0412B253877E387857AE99.3F0C970AED9F64C697BF5798A92EBCE9E50CA4B3%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dec6cbf40c208b4b8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DGEShr05a--YL2OP4fSkiumSqvNQ&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v6.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dec6cbf40c208b4b8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330386934%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DFC35F02B68762CD9B0412B253877E387857AE99.3F0C970AED9F64C697BF5798A92EBCE9E50CA4B3%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dec6cbf40c208b4b8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DGEShr05a--YL2OP4fSkiumSqvNQ&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-4909965924320677277?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=ec6cbf40c208b4b8&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/4909965924320677277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=4909965924320677277' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4909965924320677277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4909965924320677277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/04/vian-fuit-hic.html' title='vian fuit hic*'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6414068436907335804</id><published>2008-04-08T18:42:00.018+03:00</published><updated>2008-04-10T10:28:01.896+03:00</updated><title type='text'>tam karşında duruyor!</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;baktığın yere göre değişen ileti&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_uYX2a08QI/AAAAAAAAAOI/N007JSdoki4/s1600-h/antwind3.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_uYX2a08QI/AAAAAAAAAOI/N007JSdoki4/s400/antwind3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5186906931359707394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6414068436907335804?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6414068436907335804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6414068436907335804' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6414068436907335804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6414068436907335804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/04/blog-post_08.html' title='tam karşında duruyor!'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_uYX2a08QI/AAAAAAAAAOI/N007JSdoki4/s72-c/antwind3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7491354856294125366</id><published>2008-04-07T14:32:00.012+03:00</published><updated>2008-04-07T16:07:42.288+03:00</updated><title type='text'>Eylem Aktivistleri İçin Rehber</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_ocmWa08BI/AAAAAAAAAMQ/sNMwOSXTb8o/s1600-h/fist2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_ocmWa08BI/AAAAAAAAAMQ/sNMwOSXTb8o/s200/fist2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5186489366049255442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Genel Kurallar&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;  &lt;ul type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Her şeyden önce eyleme      gitmeden eylemi planlayın. &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Grup halinde gidiyorsanız      düşüncelerinizi, endişelerinizi grup arkadaşlarınızla  paylaşın.      Eylemde neleri yapacağınızı, neleri yapmayacağınızı tartışın. En ince      ayrıntısına kadar neler olacağını planlayın. &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Eylem alanının bir      haritasını bulmaya çalışın. Grupla herhangi bir dağılma durumunda nerede      tekrar bir araya geleceğinizi, nasıl haberleşeceğinizi kararlaştırın.&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Grup içinde herkesin eylem      sırasında onu takip edecek, kollayacak, koruyacak bir eşinin olmasını      sağlayın.&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Gözaltı durumunda yasal      desteği nasıl alacağınızı konuşun. Avukat, legal örgüt gibi yasal destek      alabileceğiniz yerlerin numarasını elleriniz kelepçeliyken bile      görebileceğiniz bir yerinize çıkmayan tükenmez kalemle yazın. (belki      telefon etme şansınız olabilir.) &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Üzerinizde herhangi bir      illegal örgütün dokümanının olmamasına dikkat edin. Bu, gözaltına      alındığınızda aleyhinize kullanılabilir. &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Yanınızda sadece eylem      sırasında lazım olabilecek kişilerin, kurumların numaraları ve adresleri      bulunsun. &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Eylemden önceki günlerde      iyi uyumaya, iyi beslenmeye, iyi dinlenmeye çalışın.&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Eylemden önce karnınızı      güzelce doyurun. Bol bol su için. &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Sigara, alkol, uyuşturucu      gibi maddeleri kullanıyorsanız azaltmaya çalışın.&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Polisin bir numaralı      silahı korkudur. Korkunuzu kontrol altında tutabildiğiniz sürece polisin      kullandığı tüm silahlarla, tüm taktiklerle kolayca başa çıkabilirsiniz.&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Her zaman      serinkanlılığınızı koruyun, o anda ne olduğunu ve neler olabileceğini      anlamaya çalışın. Etrafınızda panik olanları sakinleştirin.&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Söylentilere kulak      asmayın, onlar çoğu zaman yalandır ve korkuyu körükler. Tek gerçek      gördüklerinizdir.&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Polisin yaptıklarını,      vahşetini ve yaralanmaları saati ve yeriyle kaydedin. Daha sonra çok      işinize yarayabilir. &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Unutmayın, siz güçlüsünüz!      Siz adalet, özgürlük ve barış için ordasınız ve polis ne yaparsa yapsın      buna karşı durabilirsiniz.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ne giymeli?&lt;/span&gt;  &lt;ul type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Rahatça koşabileceğiniz ,      hava durumuna uygun, kapalı, rahat ayakkabı giyin. (sandalet ve terlik      uygun olmayabilir)&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Hava durumuna uygun, bol      ya da sıkı olmayan kıyafetler. Üzerine varsa yağmurluk. Uzun kollu      tişörtler, pantalonlar polisin kullandığı biber gazı, göz yaşartıcı bomba      gibi kimyasal silahların vücudunuza temasını, dolayısıyla etkisini      azaltır. &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Gözlerinizi kimyasal      silahların etkilerinden korumak için maske ya da gözlük (Gaz maskeleri en      iyisi. Bulamazsanız onun yerine kenarları kapalı yüzücü gözlükleri işe      yarar.)&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Güneşten ve kimyasallardan      korunmak için şapka, kasket gibi başınızı kapatacak bir şey. Şapka      tanınmanızı da zorlaştırır.&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Polisin attığı bombaları      geri fırlatmak niyetindeyseniz inşaat işçilerinin kullandığı cinsten kalın      eldivenler giyin. (lateks eldivenler ve bulaşık eldivenleri sıcak      bombaları tuttuğunuzda elinize yapışabilir.)&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Gerektiğinde ağzınızı ve      burnunuzu kapatacak büyüklükte tercihen elma sirkesine batırılmış      fularlardan birkaç tane (elma sirkesi bulamazsanız limonsuyu da olur,      hiçbir şey yoksa su ile ıslatın.) Kimyasal silahların ağzınızı ve      burnunuzu etkilemesini bir süreliğine engeller. Rahat nefes almanızı       sağlar.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt; Yanınızda Ne Getirmelisiniz?&lt;/p&gt;  &lt;ul type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;İçmek için plastik şişeler      içinde yeterince su. (en az 2 litre)&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt; Gerektiğinde enerji      ihtiyacını karşılamak için kuruyemişler (fındık, fıstık, ceviz vs...)&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Ulaşım, yemek gibi      ihtiyaçlar için yetecek kadar para&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Olayların, polis      vahşetinin, yaralanmaların belgelendirilmesi için kol saati, kalem, kağıt&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Alkol veya su bazlı güneş      kremi (yağ bazlı olanlar kimyasal silahların etkilerini arttırırlar)&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Kron ik bir hastalığınız      varsa kullandığınız ilaçlardan bolca&lt;br /&gt;(gözaltına alınırsanız ihtiyacınız olabilir)&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;İçinde bandaj, flaster,      iyotlu dezenfeksiyon solüsyonu, latex eldiven, gazlı bez olan küçük bir      sağlık çantası  &lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;Menstruasyon (adet      kanaması) için pedler ( Eylem günü tampon kullanmayınız. Tamponlar vücutta      6 saatten fazla kaldıklarında toksik şok sendromu denilen bir hastalığa      yol açabilirler. Gözaltına alınırsanız tamponu değiştirmek için uygun bir      ortam bulamayabilirsiniz.)&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt; Neleri Yapmamalıyız?&lt;/p&gt;  &lt;ul&gt;&lt;li&gt; Vücudunuza yağ bazlı      kremler (yağ bazlı güneş kremleri, nemlendiriciler,vazelin gibi) sürmeyin.      Kontakt lens kullanmayın. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kolayca      yakalanabileceğimiz bol kıyafetler giymeyin; sallanan takılar, kravat      takmayın. Saçlarınız uzunsa sıkıca toplayın.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Eylem alanına tek başınıza      gitmeyin. En iyisi bir grupla ya da tanıdığınız kişilerle beraber      gitmektir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Eylemden önce ve sırasında      alkol içmeyin&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Eylemden önce uyuşturucu kullanmayın, yanınızda getirmeyin. ( Esrar dahil)&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_oZ4ma07_I/AAAAAAAAAMA/hvNfqVEzRTE/s1600-h/ofke.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_oZ4ma07_I/AAAAAAAAAMA/hvNfqVEzRTE/s400/ofke.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5186486381046984690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style=""&gt;Kaynak: &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial,sans-serif;color:black;"  &gt;&lt;a href="http://www.geocities.com/yesilanarsi/rehber.doc"&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;http://www.geocities.com/yesilanarsi/rehber.doc&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7491354856294125366?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7491354856294125366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7491354856294125366' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7491354856294125366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7491354856294125366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/04/eylem-aktivistleri-iin-rehber.html' title='Eylem Aktivistleri İçin Rehber'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_ocmWa08BI/AAAAAAAAAMQ/sNMwOSXTb8o/s72-c/fist2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7204062227341552120</id><published>2008-04-01T13:43:00.008+03:00</published><updated>2008-04-02T11:46:58.203+03:00</updated><title type='text'>sybil</title><content type='html'>&lt;span style="" lang="TR"&gt;bir alt başlık olasılığı olarak "vestiyere bırakmak istediğim ıslak üstlüğüm: "ikiye bölünen vikont"".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gönderinin ilk başlığı üzerinden ruh halimin üstünkörü arkeolojisi: istemlerimle arasında sıkışıp kaldığım için sıkıntı ve edilgenliğimin faili, zavallı "görev"... vicdanımın pataklayıcısı... itiraf etmem gerekiyor ki şu yazımı dahi sana borçluyum, teşekkürler ve lanet olsun sana!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"...insanların “görevi” dediğimiz şeylerle, ahlaki sorumlulukları dediğimiz şeyler arasında bir ayrım yapmamız gerekiyor. Görevleri, yani toplumsal kurumların bu insanlara zaman ve olanak sağlamasının nedeni, bu olanakları kullanarak iktidara ve otoriteye destek sağlamaları ve doktriner yönetimi hayata geçirmeleridir. Diğer insanların dünyayı mevcut otorite ve ayrıcalıkları destekleyecek şekilde kavramalarını sağlamak için çalışabilirler. Onların görevi budur. Eğer görevlerini yerine getirmeyi bırakırlarsa kendilerini entelektüel işlere adama fırsatını kaybederler. Diğer yandan, ahlaki sorumlulukları tamamen farklıdır ve aslında bunun tam tersidir. Ahlaki sorumlulukları, hakikati anlamaya çalışmak, dünyaya ilişkin bir kavrayışa ulaşmak için başkalarıyla birlikte çalışmak, bunu diğer insanlara aktarmaya çalışmak, onların da kavramasına yardım etmek ve yapıcı eylem için zemin oluşturmaktır. Onların sorumluluğu da işte bunlardır. Ancak burada bir çatışma söz konusudur elbette. Eğer sorumluluklarınızı yerine getirirseniz, entelektüel faaliyetleri sürdürmek için sahip olduğunuz ayrıcalıkları kaybedebilirsiniz."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;noam chomsky, entelektüellerin sorumluluğu (michael albert ile söyleşi)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7204062227341552120?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7204062227341552120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7204062227341552120' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7204062227341552120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7204062227341552120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/04/ikiyeblnenvikont.html' title='sybil'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8726141029189314831</id><published>2008-03-24T16:22:00.009+02:00</published><updated>2008-03-25T18:09:57.917+02:00</updated><title type='text'>brüksel garı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-e6vWa07iI/AAAAAAAAAGc/32VKq4c3q7w/s1600-h/DSC02715.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-e6vWa07iI/AAAAAAAAAGc/32VKq4c3q7w/s200/DSC02715.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5181315218947763746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-e6qWa07hI/AAAAAAAAAGU/TCCdIB7Y0Ko/s1600-h/DSC02714.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-e6qWa07hI/AAAAAAAAAGU/TCCdIB7Y0Ko/s200/DSC02714.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5181315133048417810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-e6lWa07gI/AAAAAAAAAGM/WqnfdAgnSiw/s1600-h/DSC02713.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-e6lWa07gI/AAAAAAAAAGM/WqnfdAgnSiw/s200/DSC02713.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5181315047149071874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-e5Kma07ZI/AAAAAAAAAFU/xts17eC04KU/s1600-h/DSC02713.JPG"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8726141029189314831?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8726141029189314831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8726141029189314831' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8726141029189314831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8726141029189314831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/blog-post.html' title='brüksel garı'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-e6vWa07iI/AAAAAAAAAGc/32VKq4c3q7w/s72-c/DSC02715.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-358456532448026400</id><published>2008-03-24T14:01:00.006+02:00</published><updated>2008-03-24T14:11:07.238+02:00</updated><title type='text'>bu gonderi gelistirilmeli (peki neden burada?)</title><content type='html'>hayatıma nereden girdiğini hatırlayamam işe ayrı bir tuhaflık katıyor ama bu küçük resmi eski ajandalarımdan birinin arasında ve arkasında "lavta çalan melek" ismiyle bulduktan sonra araştırmamın tam da resmin kendisinden kaynaklanan nedenleri olduğunu görüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-eYR2a07VI/AAAAAAAAAEs/MYwnc-cDhUA/s1600-h/02prese1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-eYR2a07VI/AAAAAAAAAEs/MYwnc-cDhUA/s200/02prese1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5181277328746278226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Presentation of Jesus in the Temple (Detay)&lt;br /&gt;Vittore Carpaccio&lt;br /&gt;1510&lt;br /&gt;421x236 cm&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-358456532448026400?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/358456532448026400/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=358456532448026400' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/358456532448026400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/358456532448026400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/bu-gonderi-gelistirimeli-peki-neden.html' title='bu gonderi gelistirilmeli (peki neden burada?)'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-eYR2a07VI/AAAAAAAAAEs/MYwnc-cDhUA/s72-c/02prese1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-2416776436587057247</id><published>2008-03-24T11:48:00.006+02:00</published><updated>2008-03-24T14:08:49.877+02:00</updated><title type='text'>hiçbirşeysonsuzadekgizlenemez</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-d5FGa07UI/AAAAAAAAAEk/TRlohlOt2E8/s1600-h/tum-den.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-d5FGa07UI/AAAAAAAAAEk/TRlohlOt2E8/s200/tum-den.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5181243024842485058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;bunnardan biri tümdengelim diğeri tümevarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;hadi bakalım!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;sp:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;bu bir çınar ağacıdır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;dalları gövdesinden değil&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;hepberaber topraktan fışkırır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;o kadar bir ağaçtır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-2416776436587057247?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/2416776436587057247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=2416776436587057247' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2416776436587057247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2416776436587057247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/hibireysonsuzadekgizlenemez.html' title='hiçbirşeysonsuzadekgizlenemez'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-d5FGa07UI/AAAAAAAAAEk/TRlohlOt2E8/s72-c/tum-den.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8787284080322629183</id><published>2008-03-24T10:18:00.004+02:00</published><updated>2008-04-02T14:45:11.421+03:00</updated><title type='text'>mayoz matematik</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Mayoz bölünen bir dünyada matematiksel olarak her şey yeniden gözden geçirilmek zorunda kalırdı. Mitoz dünyamızda mesela 1/2 işleminin sonucu 0,5 olmalıdır. Ayrıca 1/0,5 ise 2 olacaktır. Oysa ki mayoz bir dünyada bir şey ikiye bölündüğünde (1/2) sonuç 2 olmalıdır. Yani 1/0,5=1/2 olmak durumundadır. Tabi bu noktada 1/0,5 işleminin mitoz dünyada dahi gündelik hayatta karşılıksızdır. Sözel kullanımda bir şeyi yarıma bölmek tamamen saçmadır. Bir şey olsa olsa 2’ye 2,5’a 3’e falan bölünebilecektir. Ve bu bölünme mitoz olarak gerçekleşeceği için de her zaman parçalar bütünden küçük olacaklardır. Peki ya gözle göremediğimiz o mikrokozmoz, hücrelerimiz? Onlar belli bir şifreyi bir daha bir daha üreterek çoğalırlar. Ortada bir azalış ya da mevcudun korunması değil basbayağı çoğalma ve büyüme olgusu vardır. Hayatın mayoz alanında, matematik alanının dışında kaldığından, tarifi güç şeyler olmaktadır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;(12.04.2004)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8787284080322629183?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8787284080322629183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8787284080322629183' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8787284080322629183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8787284080322629183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/mayoz-matematik.html' title='mayoz matematik'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8771446789120341101</id><published>2008-03-24T10:08:00.012+02:00</published><updated>2008-03-24T16:49:14.073+02:00</updated><title type='text'>babra bubrik *</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-dijWa07TI/AAAAAAAAAEc/zMzLgDWKxBA/s1600-h/DSC01477.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5181218255766089010" style="cursor: pointer;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-dijWa07TI/AAAAAAAAAEc/zMzLgDWKxBA/s200/DSC01477.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8771446789120341101?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8771446789120341101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8771446789120341101' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8771446789120341101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8771446789120341101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/babra-bubrik.html' title='babra bubrik *'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-dijWa07TI/AAAAAAAAAEc/zMzLgDWKxBA/s72-c/DSC01477.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5725638859421210983</id><published>2008-03-20T23:11:00.006+02:00</published><updated>2008-03-21T10:39:02.923+02:00</updated><title type='text'>söz</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="EN-US"&gt;Sizi &lt;/span&gt;bilmiyorum ama okumayı ve yazmayı ilk söktüğüm günden beri benim sildiklerim yazdıklarımdan fazla oldu her zaman. Mükemmeliyetçi falan da değilimdir, hatta birçok kez patavatsız bile olabilirim. Tahminim odur ki benim gerekçem söze verdiğim değerdir. Öyle sanıyorum ki birçoğumuz buna benzer bir hikayeye sahip yani, yazdıklarını sürekli düzeltmekten, bu sorumluluğu duyduğu için ayıklayıp durmaktan ortada yazı, konuşurken de söz bırakmaz hale getiriyorlar işi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" face="arial"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Mesela bir gecede sayfalar dolusu yazabilir ama bütün bunları sabah gün ışırken 1 dakika içinde silebilirim. Önüme aynı anda 6 tane konu koyar, bunların izini sürüp inceleme hazırlamaya koyulur ancak dipdibe girişmiş bu ayrık heveslerin birbirine çarpmasına engel olamam ve hepsini dağıtabilir ya da en iyimser ihtimalle yarıda bırakırım. Bir kitap okurken, onunla eş zamanlı olarak onu bitirmek için bir neden ararım. Bitirebilirsem onu yazabilirim hatta daha da iyisi onu konuşabilirim ama bunların hiçbirini yapmaya fırsat bulamayışlarım da oldukça çok olur. Ötesini uzakta seçebildiğim şeylere giderken, yolda el altındaki yumuşak meyvelere dalıp gider, yönümü karıştırırım. Sonra sarhoş olurum, sonra ayılır ve sarhoş olmayı değil içmeyi sevdiğimi telkin ederim kendime, sonra kederimden yine sarhoş olurum ve yine ayılır, yine sorarım kendime, cevabımı tamamlamadan yine içmeye koyulurum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="font-family: arial;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Attığım taşın ürküttüğüm kurbağaya dokunması gerektiğini öğrenmiştim yıllar önce, şimdi ise, hedefi vuramamaktan dolayı kendime kızdığım için utanıyor, utandığım için kızıyor, kızdığım için utanıyorum...&lt;a name="_ftnref1"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="font-family: arial;"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=6215068279960619586&amp;amp;postID=1132761752462178227#_ftn1" title=""&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style="text-decoration: none; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;…ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;çünkü iki kişiydik…(cemal süreya)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" face="arial"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Burada sorun “kibir”dir. Tüm birinci tekil şahıslarımla yüzyüze hemen hiçbirşeye ket vurmadan söz söyleyebilme şansımı, yeni birşeyler diyemeyecek olma ruh haliyle*** ezip geçtiğim zaman ya da diğerleriyle ve diğer ortamlarda (mesela e-posta grupları) atılan bir mesaja (ilişkiye geçtiğim halde) olumlu ya da olumsuz herhangi bir yanıt yazmadığım durumlarda içimde kabaran büyük olasılıkla kibirdir. Sonrası çorap söküğü gibi geliyor, zira; “söyleyecek sözü olan şimdi konuşsun ya da ebediyete kadar sussun” benzeri bir donma yaşanıyor çoğu durumda. Böylece kendi sesimizi ancak etraftan gelen yankılar sayesinde duyabildiğimiz için ses gelmediğinde sessizlik besleniyor, söz kaybediyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;*** Bunun bence en tipik hali “nasılsın” sorusunda. “iyiyim”den daha parlak bir cevabı olmadığını düşünen birçok insanın bu soru cevap törenini teferruat olarak geçiştirmesi ihmal edilebilecek bir durum mudur? Halbuki kendine ait bir çok şeyi paylaşma olasılığı içeren böyle bir daveti bana kalırsa boş bir kibirle baştan savıyoruz birçok kez.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5725638859421210983?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5725638859421210983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5725638859421210983' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5725638859421210983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5725638859421210983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/sizi-bilmiyorum-ama-okumay-ve-yazmay_20.html' title='söz'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8267531780513747280</id><published>2008-03-20T14:55:00.008+02:00</published><updated>2008-03-20T15:32:52.524+02:00</updated><title type='text'>angelus novus*</title><content type='html'>&lt;span class="text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman TUR';"&gt;"&lt;i&gt;Klee'nin "angelus novus" adlı bir tablosu var. bakışlarını ayıramadığı bir şeyden sanki uzaklaşıp gitmek üzere olan bir meleği tasvir ediyor: gözleri faltaşı gibi, ağzı açık, kanatları gerilmiş. tarih meleğinin görünüşü de ancak böyle olabilir, yüzü geçmişe çevrilmiş. bize bir olaylar zinciri gibi görünenleri, o tek bir felaket olarak görür, yıkıntıları durmadan üst üste yığıp ayaklarının önüne fırlatan bir felaket. biraz daha kalmak isterdi melek, ölüleri hayata döndürmek, kırık parçaları yeniden birleştirmek... ama cennet'ten kopup gelen bir fırtına kanatlarını öyle şiddetle yakalamıştır ki, bir daha kapayamaz onları. yıkıntılar gözlerinin önünde göğe doğru yükselirken, fırtınayla birlikte çaresiz, sırtını döndüğü geleceğe sürüklenir. işte ilerleme dediğimiz şey, bu fırtınadır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Walter Benjamin, Pasajlar&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-JfQma07KI/AAAAAAAAADQ/fETBzlDYgFA/s1600-h/angelus.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-JfQma07KI/AAAAAAAAADQ/fETBzlDYgFA/s320/angelus.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179807260225105058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman TUR';"&gt;not: ayrıca oku: http://akildefteri-turkiye.com/arsivoku.asp?feox=41 ve üzerine düşün, zizek'i unutma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0); font-style: italic;"&gt;Yenilik anı, yeni oluşum, "Angelus Novus" -zamanı geldiğinde- birden belirecek. Bu yüzden bizim kuşağımız yeni bir anayasa inşa edebilir. Şu istisna ile ki, bu bir anayasa olmayacaktır..."&lt;br /&gt;(toni negri, kurucu cumhuriyet)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman TUR';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8267531780513747280?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8267531780513747280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8267531780513747280' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8267531780513747280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8267531780513747280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/angelus-novus.html' title='angelus novus*'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-JfQma07KI/AAAAAAAAADQ/fETBzlDYgFA/s72-c/angelus.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-4817049106662444466</id><published>2008-03-20T11:54:00.001+02:00</published><updated>2009-09-10T16:55:12.882+03:00</updated><title type='text'>çekidüzenle</title><content type='html'>ben cevap haklarını hep çok sevmişimdir, bir sürü cevap hakkım olsun, onları şöyle günü gelince tatlı tatlı kullanayım, gezdireyim orda burda... sonra hesabı da kapamam, bunları gene toplar, yıkar, ütüler, yerlerine kaldırırım, birgün gene kullanırım gerekli gereksiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birisi yazmadan ya da demeden de cevap hakkı yaratırım ben kendime, bazı arkadaşların birşey demesine bile gerek yoktur yani, ben illa yaratacaksam yaratırım kendi cevap hakkımı kendim kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hatalıysam lütfen...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-4817049106662444466?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/4817049106662444466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=4817049106662444466' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4817049106662444466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4817049106662444466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/ekidzenle.html' title='çekidüzenle'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-9135705935733711690</id><published>2008-03-20T11:48:00.003+02:00</published><updated>2008-03-20T11:57:19.929+02:00</updated><title type='text'>farmakolojik özellikleri</title><content type='html'>genç bakış diye birşey vardı tvde, dün maruz kaldım. abdüllatif şener vardı konuk, süleyman demirel universitasında konuklanmıştı. konuştu, saçmaladılar, saçmaladı, konuşamadılar. ama en azından bana eziyet haklarını kullandılar, aferim dedi babaları ve de anneleri eminim. kalktı 23 yaşındaki "höbölö" dedi sanırsam, oturdu 28'lik olan hönkürdü, ne dediler bilemedik. sonra gel vakit git vakit sızmışım. ama sızmadan beş önce kürsü diye birşeyin arkasına kocaman amcalar ve de aplalar çıktı. sonradan öğrendik bunlar öğrenci imiş... üzücü tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;telefona bağlandı bağıran bir adam. gazi babasını yad etti bana, şehit dedi, kutsal birşeylerden bahsetti, asmayıp beslemek kanına dokunmuştu, ada dedi, "o" dedi (ada? o? anladım gibi oldum), sonra yine gazi dedi, şehit dedi, iyi akşamlar dedi... bu arada süleyman demirel universitası talebeleri avuçlarını telefondaki adama feda ettiler, canları feda olsundu adeta. sonra erhanla ben bir ara birbirimize baktık, tvdeki akıl tutulmasının sebebini birbirimizin suratında arar gibi bön bön.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bön apetit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(6.11.07)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-9135705935733711690?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/9135705935733711690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=9135705935733711690' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/9135705935733711690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/9135705935733711690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/gen-bak-diye-birey-vard-tvde-dn-maruz.html' title='farmakolojik özellikleri'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-344835713281258963</id><published>2008-03-20T11:44:00.003+02:00</published><updated>2009-09-10T16:54:38.218+03:00</updated><title type='text'>medley</title><content type='html'>bu yazı okunurken dinlenecek ( çünkü ben onunla yazdım): pink floyd, echoes, medley&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ince ince ip ayıklar gibi, başka da bişeye yanaşmadan, kendince bir oyun oynayan bir adam oturağında. oturuyor mu? hayır bu kadar basit deil. pullarını kesiyor telaşla. doğruyor, ayırıyor, bıçağı kör, elleri kör, sigarası ilgisizlikten bitmiş, tükenmiş, bitap halde. ayağa kalkar adam, dururken öylece hepten terli duvara bakar, duvar terli adam sarhoş, sigara ölüyor, pullar yapış yapış, yanıyor duvar, yanıyor pullar, sigara sönerken adam pul yalıyor, pullar yanıyor, adam yalıyor pulları, kesiyor pulları, pullar kesiyor adamın dilini, adam yanıyor, sigara yanıyor, duvarlar sırılsıklam, pullar kesiyor dilini, konuşmayan duvarlar adamı yalıyor, adam, dilim dilim, masa duman altı, masa üstünde duman, altında pullar, duvar ıslak, sigara bitik, ama adam terliyor, bıçak elinin altında, eli ıslak adamın, sigara dilimliyor, duvarlar duman altı, sigara isteksizce yanıyor, sönüp duruyor pullar, adamın ağzı kan, adamın dili dilim dilim, bıçak adamın yanan elinde, pullar duvara yapışmış, duvarlar eriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(bir aralar)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-344835713281258963?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/344835713281258963/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=344835713281258963' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/344835713281258963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/344835713281258963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/medley.html' title='medley'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5471771291325339361</id><published>2008-03-20T11:42:00.000+02:00</published><updated>2008-03-20T11:43:27.191+02:00</updated><title type='text'>oyun</title><content type='html'>taş makası kırar, makas kağıdı keser, kağıt taşı paketler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5471771291325339361?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5471771291325339361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5471771291325339361' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5471771291325339361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5471771291325339361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/oyun.html' title='oyun'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-4225347824358500279</id><published>2008-03-20T11:39:00.002+02:00</published><updated>2008-03-20T14:13:03.846+02:00</updated><title type='text'>haysitdown!</title><content type='html'>ankara'nın valisi sandığım veysel eroğlu meer orman bakanıymış. hımm... "bak, ankara susuz kaldı mı? kalmaaaz... meslek sırrı, yüzde sıfır bile olsa kalmaz" buyurmuş. ne hoş insanlar var şu dünyada, hani gülsem gülerim, illa mendeburluk edeceksem döver rahatlarım, iyi ki gelmişim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-meslek sırrı ayna sırrı gibi birşey diye düşünürüm, aynanın sırrı da bende aynacıların sırrı gibi çağrışım bırakır. sır dediğin, aynamız parlasın deyu camın ensesine onu bunu sürerken bulunan isli pisli birşey işte... amca sır demiş bir de, gizem katmış olaya-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eroğlu dediğin bir büyücü eloğlu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-4225347824358500279?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/4225347824358500279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=4225347824358500279' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4225347824358500279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4225347824358500279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/haysitdown_20.html' title='haysitdown!'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6492575110223506764</id><published>2008-03-20T11:38:00.002+02:00</published><updated>2008-04-02T14:51:00.208+03:00</updated><title type='text'>boksör</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_NzGGa073I/AAAAAAAAALA/QKH8u3RDI6E/s1600-h/258+.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_NzGGa073I/AAAAAAAAALA/QKH8u3RDI6E/s200/258+.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184614144673116018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6492575110223506764?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6492575110223506764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6492575110223506764' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6492575110223506764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6492575110223506764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/e-la-nave-va.html' title='boksör'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R_NzGGa073I/AAAAAAAAALA/QKH8u3RDI6E/s72-c/258+.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-2158204619591657793</id><published>2008-03-20T11:32:00.001+02:00</published><updated>2008-03-20T11:32:32.498+02:00</updated><title type='text'>faideli bilgiler</title><content type='html'>"disleksi doğuştan gelen gelişimsel ve travmaya bağlı disleksi olarak ikiye ayrılır. ... disleksi, gelişimsel okuma bozukluğu olarak da nitelendirilir"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annadım, nası oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"travmaya bağlı"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annadım, şindi nasılsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ikiye ayrık"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annadım. en güzeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böölece seni hiçbişi şaşırtmaz, ya da herşey şaşırıtır ya da her ikisi de ama buna takmazsın ya da takarsın ya da her ikisi de ama unutursun nasılsa ya da unutmazsın ya da her ikisi de ben iplemem nasılsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öptüüüm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-2158204619591657793?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/2158204619591657793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=2158204619591657793' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2158204619591657793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2158204619591657793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/faideli-bilgiler.html' title='faideli bilgiler'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6172513515830796750</id><published>2008-03-20T11:29:00.004+02:00</published><updated>2008-03-20T12:03:52.613+02:00</updated><title type='text'>günnerin topüğü-9</title><content type='html'>bir keresinde de balkonda karıncalara şeker vermiştim, çok sevdiklerini anlamış, yuvalarından içeri boca etmiştim kalanını. o günlerde şeker karneyle veriliyor olabilirdi, olsundu, benim tüm şekerlerim 5'ti bi kere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(küçükken 3 yaşında olmak)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6172513515830796750?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6172513515830796750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6172513515830796750' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6172513515830796750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6172513515830796750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/gzel-gnner-22.html' title='günnerin topüğü-9'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-3932644799732921423</id><published>2008-03-20T11:20:00.002+02:00</published><updated>2008-03-20T11:25:47.392+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-ItFGa07FI/AAAAAAAAACo/kPDDWGhPsPc/s1600-h/piyanocalan.jpeg.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-ItFGa07FI/AAAAAAAAACo/kPDDWGhPsPc/s320/piyanocalan.jpeg.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179752087075220562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;kimin çizdiğini not almamışım ancak müziği anımsamak üzereyim...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-3932644799732921423?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/3932644799732921423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=3932644799732921423' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3932644799732921423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3932644799732921423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2008/03/kimin-izdiini-not-almamm-ancak-mzii.html' title=''/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/R-ItFGa07FI/AAAAAAAAACo/kPDDWGhPsPc/s72-c/piyanocalan.jpeg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-2280385280787361585</id><published>2007-09-03T10:03:00.004+03:00</published><updated>2008-03-20T11:59:47.248+02:00</updated><title type='text'>Tabula Rasa_2</title><content type='html'>&lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt;" class="MsoBodyText"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Ehlileştirilmiş burjuva zevklerine değinirken, trekking deyu gavur yürüntüsü, step, fitness gibi uydurma sporlar, çeşmeden su içmek hayali bile kurulamazken artık işlenmiş içme suyuna rağbet, deniz ve güneş turizmi ya da alışveriş merkezi turizminin evrensel sarhoşluğu ve doğanın yeniden, yapay kurgusu. Müzik bir işyeri gürültüsü ya da arabada motor uğultuşu, resimler tişört baskısı, heykeller maskot ya da gümüşlüklerde birer biblo. Roma aristokrasisi bir vazo, Endülüs mimarisi, bir Ankara sundurma kapatması, Osmanlı tarihi birer kök boyalı kilim ya da kebapçılarda şark köşesi zırvaları olarak hala yaşıyor evet... Beğeni nerede kaldı? Mozart’ın sipariş üzerine bestelediği şarkıları dinlerken, bu topraklarda ya da dünyanın bir çok yerinde Aristokrasinin sanat hamiliği özleniyor olabilir. Ama nelere rağmen? Bir avuç finans simsarı spekülasyonlar yaparak cebe indirdiği paraları nerelerde aklıyor? Festivaller, spor müsabakalarında olabilir mi? Bir silah kaçakçısının koltuğunun altında çağdaşımız bir kitap boğuluyor. Yeni çağın mimarisi onların silikonik kaleleri mi? Aristokrasinin elleri daha mı temizdi? Demokritos gibi düşünmek diyalektiğin gereği mi yoksa bir zavallı teselli mi? “İyi ile kötü aynı şey” mi? Etik standartlarımızı olguları tekilleştirerek mi oluşturacağız? Herkes kendi etik kodlarını mı yazacak? Medya değil mi en baştaki ahlakçı ve en kolayı ondan ithal etmek mi ahlakı? Zıvanasına girme ihtimali yok mu bu devrin? Bu kadar saldırgan bir dönemin ardından yeni 'rasyonel' bir çağı mı bekleyeceğiz? Tanımlar eskidi diyenler yeni tanımlar uyduruyorlar. Uyanık olmak lazım, dünya için yeni ve ucube planları var. (8.9.3)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt;" class="MsoBodyText"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-2280385280787361585?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/2280385280787361585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=2280385280787361585' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2280385280787361585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/2280385280787361585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/09/tabula-rasa2.html' title='Tabula Rasa_2'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-4664100127283589676</id><published>2007-09-03T10:03:00.003+03:00</published><updated>2008-03-20T11:59:33.514+02:00</updated><title type='text'>Tabula Rasa_1</title><content type='html'>&lt;span lang="TR"&gt;Düşüncemin ayak izlerinin takip edilmesi, bir bilmece ve oyun tutkunu olarak beni bile rahatsız eder. Kaldı ki sizler, oyunlardan da anlamayanlar, ne kadar huzursuz olsanız yeridir. Konuşurken ya da yazarken sürekli ihtiyatlı davranmak burada, adeta bir refleks haline gelmiştir. Söylenmek istenenin etrafında dönüp durulur. Her zaman kafamızdan geçenin, düzenlenmiş, paketlenmiş, terbiye edilmiş ve hatta iğdiş edilmiş bir kopyası sunulur. Hatta eğer yazmaya kalkışmıssak bu sefer cümlelerin hatta kelimelerin arası iyice ayıklanmak, daha bir süzgeçten geçirilmek zorundadır. İmla hataları, noktalama yalnışları, okunaksız bir yazı gibi bir çok etkenle aynı anda baş etmek gerekir. Konuşurken kullandığımız esler, ses tonlamaları, jest ve mimikler de bize yazarken yardım edemez. Böylece zihinde başlayan ve bazen aklımızda fırtınalar estiren bir süreç dile döküldüğü anda uğradığı kan kaybına, yazıya dökülürken artık dayanamaz hale gelir. Hatta bu öyle ilginç bir süreçtir ki, asla düşüncenin hızına yetişemeyen dile dökme işleminin yavaşlığı, düşünceyi bir kez daha gözden geçirme fırsatı da tanır, üstelik hiç nefes almadan dillendirdiğimizi sanırken bile. Sonuçta ortaya hesapta olmayan açılımlar çıkar. Yazarken kaybettiğimiz şeylere, kazandıklarımız sayesinde avuntu buluruz... Peki ama kaybettiklerimiz hakkında bir fikrimiz var mıdır? (22.1.3)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-4664100127283589676?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/4664100127283589676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=4664100127283589676' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4664100127283589676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4664100127283589676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/09/tabula-rasa1.html' title='Tabula Rasa_1'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-3011647602042938826</id><published>2007-07-06T17:48:00.002+03:00</published><updated>2009-08-19T09:48:24.114+03:00</updated><title type='text'>kabus</title><content type='html'>Karnımın acıktığını söylediler. (Sakız çiğnerken, aynı çekirdek yerken olduğu gibi bazen kendimi durduramam). “Hayır” dedim, “şu anda ilgilenmiyorum”. Bunun üstüne bunun bir teklif olmadığını ima eder gibi ellerini bellerine koydular. Beni daha önce hiç dövmedikleri halde, ürperdim. Tehdit ettikleri belliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sofrada tek tabak vardı. İki kepçe lahana yemeği koydular tabağa ve belki de kaçmamdan çekindikleri için iyice yaklaşarak beni omzumdan yakalayarak oturttular. Masaya çatal koymamışlardı “bu şartlarda nasıl yerim” diyerek ellerimim tabağın iki yanına koyarak masaya eğildim. Aslında bu söylediklerimden dolayı kafamı da kaldıramıyordum ya yine de bozuntuya vermeden ve göz göze gelmekten kaçınarak kafamı hafif hafif sıkıntı ile salladım. Bu taktiği bir arkadaşımdan öğrenmiştim. Ağırca iki yana ve hafif eğik olarak sallanan bir kafa, karşındakine seni ezmelerine fırsat verdirmeyen bir davranıştı. Biraz daha bekledim. Ancak masaya daha da yaklaştıklarını ayaklarından gördüm. Böyle dememem, daha dikkatli ve saygılı konuşmam gerekirdi. Kendimi affettirmek için bir şeyler yapacaktım şimdi. Hemen o anda kaşığı farkettim. Aslında ben kaşık ile yemek yemekten nefret etmişimdir her zaman ancak bu sefer gözümü kapamak pahasına bu denemeyi yapmalıydım. Kaşığı elime alır almaz, bir kaşığın bir çatala göre ne kadar ağır ve hantal olduğunu düşündüm. Sanki Obur insanlar için üretilmiş bir şeydi çünkü ancak obur birisi bu zahmete rağmen yemeğini bitirebilir. Kaşığın ucuna bir parça lahana yaprağı aldım. Yarısı tabağın içine doğru sarkıyordu. Galiba pişmekten erimişti. Gerçekten de düşündüğüm gibi yaptım ve gözümü kapatarak kaşığı ağzıma götürdüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaşık dilime değdiğinde kusmamak için hemen ağzımı kapattım, ama bu seferde gözlerim yaşarmaya başladı. O kadar germiştim ki kendimi, sıcak yemeğim dilimi kavurduğunu ancak gözlerimdeki yaşlardan anladım. Büyük bir terbiyesizlik yaparak hemen ağzımı açtım. Sıcak buharı dışarı üflemeye çalıştım. Kendimi ateş kusan bir ejder gibi gördüm bir an ancak oyun oynayamayacak kadar canım yandığı için, hemen derdime bir çözüm arayışı içine girerek doğruldum etrafımda bu acıyı söndürebilecek bir bardak su aramaya başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sırada masadan kalkmamdan korkarak ve kolumdan tutarak beni aşağıya doğru bastırdılar. Artık bağırmak üzereydim. Midemin bulantısı bile geçmişti. Lokmayı ağzımda gezdirmeye başladım çünkü dilimin üstünde sabit bir yerde kaldığı sürece o bölgeyi kavuruyordu. Aslında damağım dilimden daha çok acıyordu, etinin soyulacağına emindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavaş yavaş soğumaya başladı lokma. Ter içinde ve ne yediğimi bile anlamdan hemen yuttum. Isı düşüyordu. Bu sırada yanımdakiler biri -yemeği yarım bırakacağımı düşünmüş olacak- kaşığı eline alarak tabaktan kaşık dolusu lahana ergisini burnuma doğru yaklaştırdı. “Yoo, bu kadarı da fazla. Kendim yemeyi tercih ederim. Rica ediyorum bu şekilde davranmayın” dediysem de faydası olmadı. Sanki beni duymuyorlar, uzaktan, benim duyamadığım bir yerlerden gelen bir ses tarafından komut alıyor sonra da bu emri tavizsiz uyguluyorlardı. Donuk bir ifade sezdim yüzlerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masanın üzerine sarkmış ampulün ışığı gözlerime batıyordu. Masanın ucunu göremiyordum ama uzunca bir masa olduğunu tahmin ediyordum. “Keşke masaya yaklaşırken, yani ayaktayken, yani ışık henüz bu kadar yakınımda değilken baksaydım” diye geçirdim içimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaşık dudaklarıma değmişti bile. Biraz direnç göstersem üstüme dökülebilirdi içindekiler ve buna da aslında en çok benim canım sıkılırdı. Düşünsenize bütün gece hatta banyo gününe kadar içyağında pişmiş pirinç ve lahana kokusu üstümden çıkmazdı o zaman. Bu düşüncelerle tüm kaşığı ağzıma aldım. Ellerim gerginlik içinde sandalyenin kolçaklarını sıkıyordu; yine terlemeye başlamıştım. Ancak bu sefer korktuğum gibi olmadı ve ne ağzım yandı ne de midem dışarı uğrayacak gibi oldu. Lahananın tadını bile almıştım. Yağı biraz pis kokuyordu, ayrıca pirinçler de su çekmekten iyice şişmiş, damağımda bile eziliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık tabağın içinde son birkaç pirinç tanesi, yemeğin kırmızımsı yeşil biraz da sarıya kaçan renkteki suyu içinde yüzüyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-3011647602042938826?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/3011647602042938826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=3011647602042938826' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3011647602042938826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3011647602042938826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/kabus.html' title='kabus'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5753086852937499386</id><published>2007-07-06T17:47:00.001+03:00</published><updated>2007-09-03T10:01:21.704+03:00</updated><title type='text'>deneme</title><content type='html'>ters bastım çayıra&lt;br /&gt;düzden çık dedi düzden çık&lt;br /&gt;ters çıktım teepeyee&lt;br /&gt;düzden gel dedi düzden gel&lt;br /&gt;ters baktım terastaaan da terss&lt;br /&gt;düzattı eğildi bakmadan&lt;br /&gt;düz baktı&lt;br /&gt;düzattı ve tersyattı&lt;br /&gt;yattım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5753086852937499386?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5753086852937499386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5753086852937499386' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5753086852937499386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5753086852937499386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/deneme.html' title='deneme'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-3976277316989403152</id><published>2007-07-06T17:44:00.001+03:00</published><updated>2007-09-03T10:02:06.905+03:00</updated><title type='text'>medeniyet</title><content type='html'>Medeniyeti kavram olarak ilk kullanan Mirabau 1756’da “yürekleri yumuşamış, başkalarından şiddete dayanarak intikam alma arzusundan arınmış (yontulmuş) kişileri” medeni insanlar olarak nitelendiriyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-3976277316989403152?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/3976277316989403152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=3976277316989403152' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3976277316989403152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3976277316989403152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/medeniyet.html' title='medeniyet'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-7743174441894647275</id><published>2007-07-06T17:41:00.000+03:00</published><updated>2007-09-03T10:02:26.989+03:00</updated><title type='text'>bir kadının içinden geçebilir mi bir erkek ? ben geçerim...</title><content type='html'>ortadaki lazımlığın en kenarındaki sinek hiç mi ağlamaz? yeni bir saçlık işte öyle mi ? huyların değişiyor ve delik bir toprak havuzdan çıkmış kırmızı bir gülmerdane ne diyor dinle:&lt;br /&gt;“kemen kuşlarda öyle geçen ise sadece yeşil bir korvan ne zaman fark edersen bunu tanı işte o zaman kendini...”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiç endişe yok, rahat, yumuşacık ve enfes... ssssss dinle, DİNLE, sss..... hadi kalk gidiyoruz şimdi çünkü yukarıda fundalık var. koşmanı istemiyorum hayvanlar koşar çünkü, gel...&lt;br /&gt;otur ama ürkütme kayık balıklarını, yoğurmaya başlayabilirsin ama dikkat et, tamam mı? ez, biraz da kahır çek bakalım, yoğur... kuyva ekle yavaş yavaş, dikkat et elin yanmasın. sana merdane de lazım ama kızdıyorsun beni.&lt;br /&gt;kemik rengi kadar bulantı verici bir hal aldı bu taam. kusalım o zaman hadi. boğazıma ip sokmalısın ve tereddüt etmemelisin en dibinden tutarak tamamını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geri geri gitmek neyi çözer ki? kokuyu belki ama onu da gördü kerdu. yerlerde gerçek kuşlar var diye yine saçmalıyorsun deme. hep yaptım bunu biliyorsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-7743174441894647275?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/7743174441894647275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=7743174441894647275' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7743174441894647275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/7743174441894647275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/ortadaki-lazmln-en-kenarndaki-sinek-hi.html' title='bir kadının içinden geçebilir mi bir erkek ? ben geçerim...'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-1358465635755344986</id><published>2007-07-06T17:40:00.001+03:00</published><updated>2007-09-03T10:02:48.766+03:00</updated><title type='text'>yoklama</title><content type='html'>Kulakları mis kokuyor gibi geldi bana uçan elleri vardı arkasında salınan. Bir gün hiç beklemedi beni, koşarak kaçtığını sanıyorum, fransaya doğru. Halbuki togoya gidelim demiştim daha geçen günlerin birinde, hatırlamıyorum. O gece rüyamda mor satenden bir perde gördüm. Kırmızı bir kuşakla pencerenin kenarına toplanmıştı. Saksımdaki sardunya, açık camdan dışarıya uzuyor, sonra da toprağa değene kadar aşağılara iniyordu. Gövdesine sarılarak aşağılara bir yerlere atladığımı düşünüyorum. Uçuyordum geçenlerde buna benzeyen bir gecede, ormandaydım üstelik. Dallara çarpmadan aralarından hızla süzülüyordum. Alçalıyor, yükseliyor manevralar yapıyor ama hiç hızımı kesmeden yoluma devam ediyordum. Yanlarından geçerken maymunların başlarını okşuyordum, kuru yaprakları ayıklıyordum dallardan, çok sevdiğim bir ağaç gördüğümde çocukça etrafında birkaç kez dönüyor taklalar atıyordum. Gecenin sonunda çok yorgun olduğumu hatırlıyorum. Mutluluğum onun elindeydi ama o gece korkarım ki ayrı yönlere uçmuştuk, bunu şimdi anımsadım. Üşüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-1358465635755344986?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/1358465635755344986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=1358465635755344986' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1358465635755344986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1358465635755344986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/kulaklar-mis-kokuyor-gibi-geldi-bana.html' title='yoklama'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-6176687220805868207</id><published>2007-07-06T17:38:00.001+03:00</published><updated>2007-07-10T16:32:00.162+03:00</updated><title type='text'>gözlemler-41</title><content type='html'>Salyangozun salgısı altında kalmış toprak, tepesindeki zarlaşmış tabakanın yanlarından nefes alacaktır. Az önce yan yana ama ayrı duran birkaç kum tanesini ise birbirine bağlayacaktır. Opak bir topak oluşacaktır, gümüşi saydamlığın altında. Tüm sezişlerden uzakta inceden bir hava akacaktır üzerine. Hava kokan bir rüzgar gecikmeden gelecektir ardından. Nefti yeşil, kil kızılı... humus rengine çalan bir sarı, gün en tepedeyken, ağaçların altında sessizce, bildiği gibi yatacaktır. Köklerden paramparça olmuş toprak az sonra otuz santimden, 5 santime kadar her katından bir milyon fışkıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce çürüyenin izinden şimdi bir filiz, üstündeki topağı zorlamakta. Taze bedeni kırılgan, kaygan, nemli. Ama buna rağmen aceleci, delişmen, heyecanlı. Bir verişte iki-üç yaprak birden veriyor. Salyangoz günün batışına doğru ağırdan uzuyor. Filiz, 15 santimden nasibini arıyor. Fısıl fısıl bir meltem akşamı çağırıyor. Gün dönmek üzere, kış kapıda...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-6176687220805868207?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/6176687220805868207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=6176687220805868207' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6176687220805868207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/6176687220805868207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/salyangozun-salgs-altnda-kalm-toprak.html' title='gözlemler-41'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5015325561470991240</id><published>2007-07-06T17:36:00.000+03:00</published><updated>2007-07-10T16:28:55.817+03:00</updated><title type='text'>arkeoloji</title><content type='html'>“Bu kitabın büyük kısmı savaş sırasında, düşünmenin zorunlu olarak düşüncelere dalmak ve seyretmek anlamına geldiği bir dönemde yazılmıştı.” Theodor W. Adorno, Minima Moralia&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40/163. Fragmanda bir kağıt. İlk bakışta görülebileni bu kadar. Ancak altındaki daha küçük, katlanmamış notla birlikte iki ayrı not geçiyor elime. Üstteki üçe katlanmış bir ajanda sayfası. “6 Mayıs” tarihini gösteriyor; yıl malum sayıldığından yazılmamış ancak bir malumat edinemiyorum. Kağıda, ters tutularak bir not alınmış. Tanımadığım bir el yazısıyla karalanmış kısa bir not bu ve şöyle yazıyor: “Elden aldığım”. Bir dilekçe girişine benzeyen not tamamlanmamış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5015325561470991240?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5015325561470991240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5015325561470991240' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5015325561470991240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5015325561470991240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/bu-kitabn-byk-ksm-sava-srasnda-dnmenin.html' title='arkeoloji'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-4139203248334847615</id><published>2007-07-03T16:58:00.000+03:00</published><updated>2007-07-04T12:20:34.460+03:00</updated><title type='text'>sabr</title><content type='html'>Demir olsa bükülür, taş olsa aşınır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Rotlu1nUs9I/AAAAAAAAABY/1ZbW8hZQK8o/s1600-h/ava-yuz.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Rotlu1nUs9I/AAAAAAAAABY/1ZbW8hZQK8o/s200/ava-yuz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5083268459758138322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-4139203248334847615?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/4139203248334847615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=4139203248334847615' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4139203248334847615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/4139203248334847615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/ne-zamandr-beni-alp-gtren-ne-zamandr.html' title='sabr'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Rotlu1nUs9I/AAAAAAAAABY/1ZbW8hZQK8o/s72-c/ava-yuz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-1472652276746449878</id><published>2007-07-03T15:56:00.000+03:00</published><updated>2007-10-18T15:04:54.436+03:00</updated><title type='text'>zodyak</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: arial;font-family:verdana;"  class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"  style="font-size:100%;"&gt;“Ey aziz, malum olsun ki...” diye başlar Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname’sinin tüm bölümleri.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: arial;font-family:verdana;"  class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"  style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:times new roman;font-size:100%;"  lang="TR" &gt;22.1.3&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-1472652276746449878?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/1472652276746449878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=1472652276746449878' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1472652276746449878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/1472652276746449878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/zodyak.html' title='zodyak'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8573379024338481994</id><published>2007-07-03T15:22:00.001+03:00</published><updated>2007-10-18T15:03:16.722+03:00</updated><title type='text'>tespit</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Salonda tek bir sergi varmış bugün. Tek bir adam tüm salonu kap(l)amış. Girişteki tuhaf afişten bir tuhaflık olduğunu sezmeliydim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;Afişte sadece bir fotoğraf var. Belli ki yüzyılın başlarından kalma art-nouveau bezemeli masif ahşaptan bir etajer. Ancak fotoğrafla oldukça oynanmış...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="" lang="TR"&gt;13.1.3&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8573379024338481994?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8573379024338481994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8573379024338481994' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8573379024338481994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8573379024338481994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/tespit.html' title='tespit'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-5291751423907368900</id><published>2007-07-03T14:47:00.000+03:00</published><updated>2007-10-18T15:05:13.180+03:00</updated><title type='text'>birdurde</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Rouwq1nUs_I/AAAAAAAAABo/Fns7UwMJEvU/s1600-h/qm2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Rouwq1nUs_I/AAAAAAAAABo/Fns7UwMJEvU/s200/qm2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5083350854410744818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;Bir de hayal kurmak meselesi ki kızılayın göbeğinde bir bahçe hayal eder fısıl fısıl...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Bir de çölün ortasında buz dansı...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;      &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Bir mesele de şu ki kafama takılan; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="" lang="TR"&gt;22.5.3&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-5291751423907368900?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/5291751423907368900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=5291751423907368900' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5291751423907368900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/5291751423907368900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/birdurde.html' title='birdurde'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/Rouwq1nUs_I/AAAAAAAAABo/Fns7UwMJEvU/s72-c/qm2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-8004903926526924450</id><published>2007-07-03T14:45:00.000+03:00</published><updated>2007-07-05T09:25:54.718+03:00</updated><title type='text'>daldırım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/RotllFnUs8I/AAAAAAAAABQ/egBz-fowKL8/s1600-h/ava-2.jpeg.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/RotllFnUs8I/AAAAAAAAABQ/egBz-fowKL8/s200/ava-2.jpeg.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5083268292254413762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Geçende bir şey geldi başıma... bir rüya gördüm. Önceki gün bir gece lambası yapmıştım kafamda. Resim karaladığım bir kartonu boydan büküp ortasından bir tahta çubuk saplamış, mermer bir kaide üzerine açılan oyuğa oturmuştum. Oyuğun kenarları bir lastik parçası ile sıkıştırılmış böylece kağıt ayakta durabilmişti. Bu bükümün dışına kırmızı duylu bir çıplak ampul yerleştirmiştim. Duy mermere monte edilmiş, kablosu da alttan gelmekteydi. Lamba anahtarı kablo üzeri olacaktı. Lamba ısındıkça kartonu yakacak ve zamanla orası önce sararacak sonra da kahverengi bir renge bürünecekti. Bir süre sonra da yanıktan bir delik açılacaktı. Lamba o zaman kullanıma hazır olacaktı. Yalnız az önce de dediğim gibi dün gece bir rüya gördüm;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Rüyamda sanırım Topkapı Sarayında geziyordum. O girilip girilip çıkılan sergi odalarından birinde onu gördüm. Tam benim tasarladığım şey orada duruyordu. Yıllarca evvel yapılmış ve müzede sergilemeye konmuş bir Dali’ydi o. Sadece karton yerine fildişi kullanmış olmalıydı. Sarı bir sergileme ışığı altında öylece yanmadan, belli ki kullanılmamış duruyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="" lang="TR"&gt;29.4.4&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-8004903926526924450?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/8004903926526924450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=8004903926526924450' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8004903926526924450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/8004903926526924450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/07/daldrm.html' title='daldırım'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/RotllFnUs8I/AAAAAAAAABQ/egBz-fowKL8/s72-c/ava-2.jpeg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-838236288734999784</id><published>2007-06-14T14:17:00.000+03:00</published><updated>2007-07-03T15:49:32.962+03:00</updated><title type='text'>tez</title><content type='html'>&lt;span style="letter-spacing: 0.4pt;font-size:12;" lang="TR" &gt;İnsanlık tarihi boyunca, daha önce hiç kimsenin böylesine yorgun düştüğü görülmemiştir...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-838236288734999784?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/838236288734999784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=838236288734999784' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/838236288734999784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/838236288734999784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/06/tez_14.html' title='tez'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-3296884318837143994</id><published>2007-06-14T14:16:00.000+03:00</published><updated>2007-06-15T09:34:03.826+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zil'/><title type='text'>antitez</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/RnIx6B0VVRI/AAAAAAAAAAk/iuM-mw7h_UA/s1600-h/nah_avatar1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 118px; height: 123px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/RnIx6B0VVRI/AAAAAAAAAAk/iuM-mw7h_UA/s200/nah_avatar1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5076174602990081298" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-3296884318837143994?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/3296884318837143994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=3296884318837143994' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3296884318837143994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3296884318837143994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/06/antitez_14.html' title='antitez'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/RnIx6B0VVRI/AAAAAAAAAAk/iuM-mw7h_UA/s72-c/nah_avatar1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6215068279960619586.post-3881519530934510624</id><published>2007-06-14T14:14:00.001+03:00</published><updated>2007-07-03T15:54:19.328+03:00</updated><title type='text'>sentez</title><content type='html'>&lt;span style="letter-spacing: 0.4pt;font-size:12;" lang="TR" &gt;Çok sevip de sevdiğimi demez, sımsıkı kitlenip, incecik olur da ya&lt;/span&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.4pt;font-size:12;" lang="TR" &gt;nak düşürür dudak,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.4pt;font-size:12;" lang="TR" &gt;&lt;br /&gt;Belki acıkmışımdır, unuturum, ay ışığında yaprak kuruturum,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.4pt;font-size:12;" lang="TR" &gt;&lt;br /&gt;Kızmışımdır y&lt;/span&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.4pt;font-size:12;" lang="TR" &gt;ine çocuk gibi bişeye, yüzüm bir arşın, meymenetler şişeye sığmaz,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.4pt;font-size:12;" lang="TR" &gt;&lt;br /&gt;Sığmaz kollarım bağrıma, ağrıma gider hallerim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.4pt;font-size:12;" lang="TR" &gt;&lt;br /&gt;O zaman sen: “nen var? “ derdin ya!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.4pt;font-family:Arial;font-size:12;"  lang="TR" &gt;“yok bişi...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6215068279960619586-3881519530934510624?l=isikaybi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://isikaybi.blogspot.com/feeds/3881519530934510624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6215068279960619586&amp;postID=3881519530934510624' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3881519530934510624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6215068279960619586/posts/default/3881519530934510624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://isikaybi.blogspot.com/2007/06/sentez_5445.html' title='sentez'/><author><name>ısıkaybı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12510508940028922340</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='19' src='http://2.bp.blogspot.com/_Ia8UA9G7quw/SYL5LHtVngI/AAAAAAAAAcY/zUdVfi2NaZk/S220/yuz5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
