hatırda kalan







Pan gibi, gövdesi, uzuvları ve kafası tam ama başka canlılardan derlenmiş bir kolaj değil de, kafasındaki imgelerin şeffaf tabakalar üzerine nakşedilmiş onlarca resminin bir çakışması olarak görüyordu beni. Bu tabakaların her birini tek tek tanıyamaması uzundur muzdarip olduğu şu can sıkıcı kafa karışıklığı hastalığındandı.

Aslında bir çeşit bitki köküne benziyordum ama bana kişilik kazandırabilmek için neredeyse gözenek denilebilecek kadar çok göz ve iki ayrı yerden çıkarak dallanan onlarca kol eklemişti. Ayak denilebilecek ya da benim öyle hissedebileceğim bir uzvum olmadığından ayakta durabilmek için alt tarafımdaki sivri uçları toprağa batırmıştım ve rüzgar sertleştikçe kendimi daha da diplere saplamaya devam ettim.

Sonra herşey değişmeye başladı, tozlaşıyordum, topraktaki parçalarım havada uçuşuyor, gövdem hortuma kapılmış saman parçaları gibi aynı merkezde dönüyor bu da bana müthiş bir hafiflik hissi veriyordu.

Böylece iyiden iyiye dağıtmaya, ufalamaya başladı beni, vazgeçiyordu benden, ardımda başka birşeyin belirmeye başladığını gördüm, bir kızın görüntüsünü çağırmaya çalışıyordu. İstemsiz bir şekilde kalan parçalarımla havada asılı kalmaya devam ettim, savurabildiği kadarımı çok uzaklara göndermiş ama benden tamamen kurtulamamıştı, hiçbir direnç göstermediğim halde kalan parçalarımın gelen kızın üzerine yapışmaya başladığını anladım, irice bir parçam saçlarını oluşturmuştu bile.

Geri dönüyordum ve işte bu sefer bir kıza hayat veriyordum, çoğu parçası ya benden oluşuyor ya da parçalarımla kaplanıyordu. Buna hiç şaşırmamıştı, işine devam ediyor, sürekli değişen görüntüyü benim üzerimden işlemeye çalışıyordu.

Kızın gövdesini bir anda sildi, çünkü yüzüne odaklanmış ve tüm ayrıntılarını ince ince dokuyordu. Saçlarındaki parçamı kızın dudaklarına doğru indirdi, ılık bir his kapladı içimi, kızarmaya başlamıştım... Anladım ki kız kızıl saçlıydı ve o saçlar bendim, nedense gururlanmıştım. Fakat şimdi benimle ilgilenmeyi tamamen bırakmıştı, anlaşılan gözleriyle uğraşıyordu ve bir kez daha görüntüyü büyüttü.

Artık neredeyse yok olmak üzereydim, perçem şeklinde aşağıya sarkmış parçamla kızın kaşlarının arasından var olmaya çalışıyor ama geriye kalan parçalarımı tamamen kaybediyordum.

Gözünü açmış... nice yıllar sonra bile belleğinde kalan o son parçam, o bir tutam kızıl perçem sayesinde orada o var oldukça duracak olan ben, hatıralarını canlandıran bir şey vuku bulduğunda gözlerinin önüne kadar gelip gururla salınırım.

Hiç yorum yok:

ısıkaybı

Fotoğrafım
yalnızlık ürpertmez, ürperten ısıkaybıdır.